BAŞBUĞ ALPARSLAN TÜRKEŞ'İ ANARKEN ANLAMAK*

23 Haziran 2023 11:47 Prof. Dr.Abdurrahman KÜÇÜK
Okunma
336
BAŞBUĞ ALPARSLAN TÜRKEŞİ ANARKEN ANLAMAK*

BAŞBUĞ ALPARSLAN TÜRKEŞ'İ ANARKENANLAMAK*

 

Bugün4 Nisan, Başbuğ Alparslan Türkeş'in Hakk'a yürüyüşünün onuncu yıl dönümüdür.

Türkmilleti, 04. 04. 1997 Cuma günü saat 22. 45'te acı bir haber ile sarsılmıştı.

Türk kamuoyuna bombagibi düşen bu haber, Bilge Lider Alparslan Türkeş’in vefat haberiydi.

Bulunduğubir törenden evine giderken yolda rahatsızlanan Türkeş, Ankara’da kaldırıldığıbir hastanede “Hakk’a yürümüştü”.

Haber Türkiyegenelinde ve Türkiye dışında anında duyulmuştu. Telefon trafiği oldukçayoğundu. Televizyon kanalları faklı bilgiler veriyordu. Kesin haber 05.04.1997Cumartesi günü saat, 02. 20 gibi açıklanmıştı. Tıp Merkezi’nin önü onu seven insanlar ile dolmuştu. Resmen açıklanmayan,fakat istihbar edilmiş vefat haberinin yalan olması için dualar ediliyordu.Kimse Türkeş’e ölümü yakıştırmakistemiyordu. Çünkü Türkiye’nin ve Türk dünyasının Alparslan Türkeş’edaha çok ihtiyacı vardı. Hastane önünde Ülkücülerin sergilediği durumtelevizyon ekranlarına bile yansımıştı.

Hertürlü sıkıntıya ve çileye sabırla göğüs germiş Türk milliyetçileri, bumetanetini, istemeyerek de olsa, Alparslan Türkeş’in ölümünden sonra dagösterdi. Yapılan açıklamalarda bu sabrı ve metaneti bulmak mümkündü. Çünküonlar, Allah’ın, Kur’an’da haber verdiği “Her can, ölümü tadacaktır.” hükmüne gönülden inanmış ve bağlanmış“alperenler” idi.

Türkiye bilgeliderini kaybetmişti. Ancak tesellimiz, İslam’daki hayırlı “evlat” ve faydalanacak “eser” bırakıp ölen insanların “Amel Defteri”nin kapanmayacak olmasıidi. Hayırlı “evlat”, yaptığı iyi işlerde atasının, ecdadının, büyüğününhanesine sevap yazdıran "kimse"dir.İlmî çalışmalar da yine toplumlar ile ilgili, toplumun geleceğini aydınlatan vegeçmişi geleceğe bağlayan belgelerdir. Neticede bunlar da toplumun menfaati ileilgili sosyal hadiselerdir. Bütün mesele, kişinin mensup olduğu millete faydalıişler yapmasıdır. Amel Defteri’nin açık kalmasını haber veren hadisişerif deinsanları, mensubu olduğu millete yararlı işler yapmaya teşvik etmektedir.Merhum Alparslan Türkeş’in yetiştirdiği ve yetişmesine vesile olduğu insanlarınyapacakları dualar ve iyi işler, onun Amel Defteri’ni açık tutacaktır. Onyıldır her yıl 4 Nisan’da MHP Genel Merkezi başta olmak üzere Türkiye'nin hertarafında Türk milliyetçileri, Başbuğ Alparslan Türkeş’i Kur’an hatimleri ve mevlitlerile, hayır ve dualar ile yâd etmektedir.

AlparslanTürkeş, son dönemlerde Türk milletinin yetiştirdiği ve eşine az rastlanacakliderlerdendir. O, “İslam ahlâk ve faziletini,Türklük gurur ve şuurunu” Türk milletine sembol yapmıştır. Türklük ileİslam’ı dengelemeyi yerleştirmiştir. Günümüzde bazı kimselerin söylemeyeçekindiği “Yüce Türk milleti”ifadesi de, Türkeş’in dilinden düşürmediği bir iftihar ifadesi olmuştur.

AlparslanTürkeş vefat etti, ancak Türk milliyetçilerinin gönlünde o ve onun Türk milliyetçiliğiülküsü yaşıyor ve yaşayacaktır. İnsanlar fânidir. Baki olan fikirleridir. Onunfikirlerini ve davasını devam ettirmek her Türk milliyetçisinin borcudur. Buaynı zamanda Türkeş’e olan sevgisinin de bir ifadesidir. Çünkü Türkeş’i sevmek;onun fikirlerine ve emanetine sahip çıkmak demektir.

Bilindiğigibi Alparslan Türkeş’in üç emaneti vardır. Birincisi “Türk milliyetçiliği ülküsü”, diğeri “MHP” ve üçüncüsü de “ÜlküOcakları”dır. O her şeyin temeline, iyi yetişmiş, okuyan, düşünen,meselelere bilimin ışığında bakan, büyüklerini sayan, küçüklerini seven,gösterişten uzak ve mütevazı olan, ülke ve millet menfaatini her şeyin üzerindegören, Türk milliyetçiliği ülküsünü duyan ve yaşayan gençliği koymuştu.

Allah,her insana bir "ecel"tayin ettiğini, bu vakit gelince bir saniye öne almanın da geriye bırakmanın damümkün olmadığını bildirmektedir. Ölümütadan insanları hayırla anmak ve anarken de onu "doğru anlamak" dagerekmektedir. Allah'ın emri de Türk milletinin geleneği de bu yöndedir.

AlparslanTürkeş'i "tanımak ve anlamak"günümüz insanı için bir şereftir / meziyettir ve görevdir. Ondan günümüzeulaşacak mesajlar ve alınacak dersler vardır. Çünkü o, sabrın, sebatın, fikrin,ülkünün ve "dava adamlığı"nın timsalidir.Tavrı, duruşu, tutumu ve görünüşü ile güven veren bir lider olmuştur. Yoktanbir Parti, Türk milliyetçiliği ülküsünü benimsemiş bir gençlik yetiştirmiştir.

Merhum Türkeş; vakur, dirayetli, okuyan, düşünen ve araştıran,eşine az rastlanan “devlet adamı”idi. “Devlet adamı nasıl olmalıdır?”diye sorulursa, tek kelime ile Türkeşgibi” demek yeterlidir. Onun hayatı okuma, araştırma, düşünme, üretme veproje ortaya koyma ile geçmişti. devletadamı, "dava adamı" duruşunu her zamankorumuştu. Türkiye'nin ve Türk milletinin menfaatini her şeyin üzerindetutmuştu. "Uzlaşmacılığı temelfelsefe" yapmıştı. Türkiye'nin ve Türk Milletinin menfaatigerektiğinde "uzlaşmacı"olması ve düşüncelerindeki isabetlilik, muvafık ve muhalif herkes tarafındanüzerinde ittifak edilen hususlardandı. Bunun yanında üzerinde ittifak edilendiğer bir nokta; Türkeş'in millî meselelerde tavizsiz bir "devlet adamı", Türk dünyasınınbenimsediği ortak “lider” ve"Başbuğ" olması idi.Türkeş, kendinden daha çok, Türk milletini düşünmüş ve Türk dünyasınınmeselelerini öne çıkarmıştır. O, günübirlik politikaların değil, geleceğeyönelik ve kalıcı politikaların insanı olmuştur. Türk dünyasının yakınlaşmasınave birbirini kucaklamasına çalışmış ve başarmıştır. Türk milletinin varlığı ve yücelmesionun temel hedefi olmuş ve her şeyden önde gelmiştir. Herkesin zikzaklar gösterdiğisiyasi hayatta Türkeş, 1944 Olayları ile ortaya koymuş olduğu siyasi ve fikrîçizgiyi aynen devam ettirmiş ve günümüze kadar gelmesini sağlamıştır. Türkeş’inbu değişmez çizgisi ve haklılığı, tarih tarafından da ortaya konulmuştur.

Türkeş, sert dış görüntüsünün aksine yumuşak ve hoşgörülüözelliğe sahipti. Karlı ve soğuk havaya rağmen 4 milyon civarında Türkinsanının 8 Nisan 1997 günü cenaze töreninde Ankara'nın caddelerini doldurmasıbu kişiliğin bir göstergesi idi. Bu, Türkeş Bey'e karşı "millî görev" bilinmişti. İmkân olsa Türkiye'ninyarısına yakını Ankara'da olacaktı, ama hepsi manen orada hazırdı.

Vefatının onuncu yılında rahmetli Başbuğ Türkeş'i anarken anlamaya çalışmak büyük önemtaşımaktadır. O, Türk milletinin bir kesimi tarafında ısrarlaanlaşılmadı. Doğru anlaşılması hep önlendi. Onu hep rakipleri ve muarızlarıtanımlamaya çalıştı. Türkeş'in yazdıklarının ve anlattıklarının, yakınlarınınbir kısmı tarafından da doğru anlaşıldığı kanaatinde değilim. Bunun biristisnası MHP Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli'dir dersem bir hakkı teslimetmiş olurum. Çünkü benim, Alparslan Türkeş ile tanışıklığım 1965 yılındabaşlamış ve vefat ettiği 1997 yılına kadar olumlu şekilde devam etmişti. SayınBahçeli'yi de 1976 yılında tanıdım ve 1998'den sonra da yakın mesaiarkadaşlığımız oldu. Bu süre zarfında Alparslan Türkeş’i en iyi anlayanlardanbirinin Sayın Dr. Devlet Bahçeli olduğunu gördüm. Bu doğru anlama hem söylemlerindehem siyasî duruşunda hem de "devletadamlığı" tavrında kendini göstermektedir.

Türkeş'ibir kesim; ısrarla "ırkçı","kafatasçı" göstermeyeçalıştı ve onun Türk milletinintamamını kucaklayan görüşlerinin Türk milletinin tamamına yayılmasını önlemeye gayretgösterdi. Onun 1944'teki fikri de 1997'deki fikri de aynı çizgide devam etmişti.Çünkü o, Atatürk çizgisinde idi. Atatürk’ü ve onun görüşlerini Türkiye’de eniyi anlayanlardan biri de merhum AlparslanTürkeş oldu. Türkeş, Atatürk geleneğinin temsilcisi olmuş ve onun başlattığıanlayışı siyaset zeminine taşımıştı. Türkeş, Türkçülük ve Türk milliyetçiliğianlayışını da şu ifadelerde özetlemişti: “Türkçülük, milliyetçilik anlayışımız; manevi şuurlanmaya dayanır. Bu temelüzerinde Türklük şuuruna erişmiş, samimî olarak ‘Ben Türk’üm.’ diyen herkesTürk’tür. Türkçülük ve Türk’ün tayininde, sapık ölçülere,özellikle mezhepçiliğe, coğrafyacılığa, laboratuvar ırkçılığına inanmıyoruz.Başka milletleri küçük gören, dünya barışını tehlikeye koyan antropolojik ırkçılık,Türk milliyetçilik ülküsünün dışındadır. Milliyetçilik anlayışımız;maneviyatçı, akılcı, demokratik, çağdaş milliyetçiliktir... ”[1]

Onurahmet ve minnetle anarken 1980 sonrası Sıkıyönetim Mahkemesindeki savunmasındanşu ifadeleri aktarmayı önemli görmekteyim: "Elhamdülillah inanmış samimi bir Müslüman’ım, fanilik hissine aşinayım.Dünyanın bir imtihan yeri olduğunu biliyorum... Sabır ve şükürle karşılıyor ve bu imtihandan da yüz akıyla çıkmayı bizenasip etmesini Cenabıhak’tan niyaz ediyorum. Rahmet ve şaşmaz adalet ümidimizyalnız Allah'tandır…"[2]

RahmetliBaşbuğ’un birinci dileği yani Türk milletinin vicdanında aklanmaktır. O, Türk milletininvicdanında teşekkül eden hüküm onu aklamış, tarihi aklama da vefatının hemenakabinde başlamıştı. Huzuruilahide de aklandığına inanıyorum. Ruhu şad olsun vemekânı cennet bahçelerinden bir bahçe olsun! Türkeş'in nihai hedefi; Türk milliyetçiliğini iktidar yapmaktı.Çünkü bu bir "ülkü"dür. Onun ülkü edindiği bu fikri,iktidara taşımak onu anlamanın ve onu sevmenin bir göstergesidir. Bu noktada Türk milliyetçiliği ülküsü davasınasahip çıkmalı, sabır ve sebat ile temel hatırası olan MHP'ni tek başınaiktidara taşımalıdır. Rahmetli Türkeş'in son arzusu gerçekleştirmek için“60. Hükûmet, Milliyetçi Hareket.”diyelim ve ona sevgimizi bir kez daha ispatlayalım.

 

 



*        Bu Yazı, 04. 04. 2007 TarihliOrtadoğu Gazetesinde yayımlanmıştır.

[1]        Alparslan Türkeş, Temel Görüşler,İstanbul 1975, 23.

[2]        Türkeş, Savunma, İstanbul 1994, 7.