100. YILDA 2123 TASAVVURU

28 Aralık 2023 11:47 Fatih OĞUZ
Okunma
276
100. YILDA 2123 TASAVVURU

100. YILDA 2123 TASAVVURU
Fatih OĞUZ

100. yılına idrak eden Türkiye Cumhuriyeti Devleti reel siyasa bakımından genç bir devlet olarak karşımıza çıkar. Lakin akademik tarih değerlendirmesine maruz kaldığında karşımıza asırlara uzanan devlet teşekkülü olarak belirlenmekte. Örneğin 100. yılına idrak eden Türkiye’nin en önemli kurumu olan Türk Kara Kuvvetlerinin varlığı milattan öncesine kadar uzanır. Ziraat Bankasının kuruluş yılı 1863. Kızılayın mazisi 1868 yılına dayanır.
Kurumsal yapılanmanın etkinliği bakımından Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin beraberinde taşıdığı devamlılık esasını gösteren birçok örnek saymak mümkündür. Tüm bu etkenler dikkate alındığında Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluşu başka bir özelliği öne çıkarmıştır. Bu özelliği rasyonel bir biçimde özetlemeye çalışan Halil İnalcık şöyle der:
“Atatürk inkılabı, bugün yalnız Türklüğün değil, hür dünyanın idealidir. Onun kurduğu millî devlet, uyanan milletlere bir ilham ve kuvvet kaynağı olmaktadır. Atatürk, bugün yalnız kendi milletinin değil, cihan tarihinin de yapıcı kuvvetlerinden biri hâline gelmiştir.” (İnalcık, 2017)
Türkiye sadece kendi kazanımları üzerinden devamlılık ilkesini ileriye taşımamış aynı zamanda küresel bir modele dönüşmenin imkanını zorlamıştır.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti‘nin güçlenme arzusu sömürü temelli olmadığını ve Halil İnalcık’ın deyimiyle „yapıcı kuvvet“ olma özelliğine erişme olduğunu Kovit-19 döneminde birçok ülkeyle yaptığı insani, tıbbi ve vicdani dayanışma diplomasisi ile örneklendirebileceğimiz bir hâldir. Yusuf Akçura’nın da dediği gibi „bir devletin başka devletler nazarında kadir ve kıymeti, kudret ve kuvveti ile mütenasiptir.“ (Akçura, 1940)
Buna binaen Türkiye Cumhuriyeti her alanda güçlü olmalı ve hareket kabiliyetini zinde tutmalıdır. Bu bakımından 100. yılının arifesinde Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemine geçiş yapması önemlidir. Türkiye’nin Türk tipi başkanlık olarak adlandırabileceğimiz Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemine geçtiği dönemden itibaren elde ettiği kazanımlar değerlidir. Birçok ülkeyle yapılan anlaşmalar doğrultusunda yeni iş birliklerin, yeni iş alanların sağlanmasına yol açmaktadır. Buradan yola çıkarak yeni çağın ışığında varlığını sürdürecek olan Türkiye Cumhuriyeti ile ilgili tasavvur ne olmalıdır? Bu sorunun cevabını Sayın Bahçeli, 18 Mart 2018 tarihinde gerçekleşen MHP’nin 12. Olağan Büyük Kurultayında yapmış olduğu konuşmasında buldum:
“Bundan yüz yıl sonra, yani 2123’te, Türkiye Cumhuriyeti, uzay araştırmaları yapan, genetik ve teknolojik kalkınmayı başarmış, her vatandaşını insanca yaşatan, dünyada hükmü geçen ilk üç devletten birisi olmalıdır, bizler göremesek de imanla söylüyorum ki bu uzak hedef gerçekleşecektir.”  
Büyük Kurultay konuşmasında geçen bölüm ile Mustafa Kemal Atatürk‘ün „Her an tarihe karşı, cihana karşı hareketimizin hesabını verebilecek bir vaziyette bulunmak gerekir.“  uyarısı mana bakımından özdeştir.  Cumhuriyet‘imizin 100. yılını idrak ettiğimiz bir dönemde yapılanlarla yetinmemeli ve sanki sadece kendi çağdaşlarımıza karşı sorumluymuşuz gibi mevcut ile varlığımızı sınırlandırmamalıyız. Atatürk’ün uyarısından mülhem diyebilirim ki; ülke yöneticileri tarafından alınan kararlar, ortaya konulan tavırlar; millî, insani ve vicdani hamiyetin menfaatine uygun olmalıdır.

Kaynakça

Akçura, Y. (2019). Osmanlı Devleti'nin Dağılma Devri (6. b.). Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları.
Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri-II .
İnalcık, H. (2017). Atatürk ve Demokratik Türkiye. İstanbul: Kırmızı Yayınları.
Milliyetçi Hareket Partisi Resmi İnternet Sayfası: https://www.mhp.org.tr/htmldocs/mhp/4392/mhp/index.html adresinden alındı.