1974 KIBRIS BARIŞ HAREKÂTI VE PROPAGANDA FAALİYETLERİ

13 Eylül 2022 10:51 Prof. Dr.Ulvi KESER
Okunma
1109
1974 KIBRIS BARIŞ HAREKÂTI VE PROPAGANDA FAALİYETLERİ

                 1974 KIBRIS BARIŞ HAREKÂTI VE PROPAGANDA FAALİYETLERİ

          Kıbrıs’ta önce EOKA, daha sonra da EOKA-B’yi kuran ve yüzlerce insanı katleden Grivas’ı destekleyen Yunan Cuntası, EOKA-B’ ye Makarios’a karşı harekete geçilmesi emrini verir. Bunun üzerine askerlik kısaltılır ve bir temizlik hareketi başlatılır. Yunanistan darbeyi organize etmek üzere 14 Temmuz 1974 tarihinde Tuğgeneral Mihail Georgitsiz komutasında bir grup subayı Lefkoşa’ya gönderir.  Makarios’un milis ve polis teşkilatında aldığı tedbirler üzerine darbenin gündüz yapılması kararlaştırılır  ve Afrodit-3 Harekâtı, 15 Temmuz 1974 saat 08.00’de “Makarios Hastaneye Girdi.“ mesajıyla başlatılır. Darbe gerçekleşir ve Makarios’un kaçtığı Baf hariç bütün bölgeler Sampson’un adamlarınca kontrol altına alınır.  Makarios’u ortadan kaldırmak , adı “Kasap“  olarak anılan Nikos Sampson’u “Kukla Başkan“   yapmak için başlatılan hareketin hedefi, Enosis’e yönelik olarak Makarios’tan kurtulup adanın Yunanistan’a bağlanmasını sağlamak ve adada yaşayan Türklerin yok edilmesidir.
         21 Aralık 1963 tarihinde Akritas Planı çerçevesinde Kıbrıslı Türkleri topyekûn yok etmeye ve adayı Yunanistan’a bağlamaya yönelik olarak harekete eden Rumlar aynı girişimi 15 Temmuz 1974 günü bir kere daha tekrarlarlar. Her iki girişimin de ortak noktası esasında Türklerin ada sathından temizlenmesine yönelik olmalarıdır. Kendisini Devlet Başkanı ilan eden Nikos Sampson’a Türk toplumundan ilk tepki Rauf Denktaş’tan gelir ve Denktaş, Sampson’un Devlet Başkanlığı’nı “ Adolf Hitler’in İsrail Devlet Başkanlığı kadar kabul edilemez “ bir durum olarak niteleyip sert tepki gösterir. Aynı gün Yunanistan, Türkiye tarafından resmen uyarılır ve ültimatom verilir. Hemen akabinde, Türk hükûmeti İngiltere’ye Garanti Anlaşması’nın işbirliği yapılarak uygulanması için nota verir.  Başbakan Bülent Ecevit, 17 Temmuz’da Londra’da İngiltere Başbakanı Harold Wilson ve Dışişleri Bakanı James Callaghan ile görüşür. Garantörlük Anlaşması’na bağlı olarak adadaki oldubittiye müdahale ve ortak harekât konusunda İngilizler son derece isteksiz davranırlar.  Yunanistan’ın umursamaz ve isteksiz davranışları sonucunda da Garanti Anlaşması’na göre Türkiye’ye müdahale hakkı doğar.  “Barış Harekâtı“ için bütün hazırlıklar tamamlanır ve harekât 20 Temmuz 1974 günü Girne’nin Pladini Plajı’nda başlatılır.  
       Daha 1950’li yıllardan başlayarak her türlü fırsatı Türkiye ve Kıbrıslı Türkler aleyhine değerlendirmeyi fırsat bilen Yunanlar ve Kıbrıslı Rumların sürekli olarak yaptıkları ve aleyhte müthiş bir psikolojik algı oluşturup dezenformasyon yarattıkları Kıbrıs’ta olup bitenlerin ardından Türkiye de 20 Temmuz 1974 tarihinde başlayan harekâtla ilgili ön hazırlıklarını tamamlar ve harekatın psikolojik boyutuna da son derece önem verilir. Bu bağlamda harekâtın başlamasıyla beraber mukavemet göstermeyen, elindeki silahını teslim eden Rum ve Yunanlıların koruma altına alınacağı ve kendilerine zarar verilmeyeceği yönünde bildiriler hazırlanır ve Türkçe-Rumca hazırlanan bu duyurular uçaklar ve helikopterler vasıtasıyla harekatın yürütüldüğü hemen her yere havadan atılırken, ayrıca bütün cadde ve sokaklara da asılır;  
“1- Kıbrıs Türk ve Rum Halkına; Kıbrıs’a barış, kardeşlik ve özgürlük getiriyoruz. Kıbrıslı Rumlar; Dost acı söyler derler. Şimdi bizim jetlerimiz de böyle yapıyor. Öte yandan esas gayemiz, Türk ve Rum toplumları arasında barış ve huzur içerisinde bir işbirliği ortamı yaratmaktır.
         2- Kıbrıslı Rumlar ve Türkler bu yeşil adada asırlardır mutlu bir şekilde yaşadı. Türk Silahlı Kuvvetleri Ada’da bugünkü durumu yaratanları cezalandırmak ve tekrar barış getirmek için adaya çıkmış bulunuyor. Türk Silahlı Kuvvetleri Ada’nın neresinde olursa olsun insan hayatı, namus ve mülkiyet haklarının ırk ve din farkı gözetmeksizin korunacağını garanti etmektedir.
         3- Türkler de senin ataların gibi demokrasiye âşık bir millettir. Atatürk zamanında olduğu gibi sıkı dostluk ve komşuluk ilişkileri ve aradaki problemlerin karşılıklı girişmelerle çözümlenmesini istemektedir. Seni idare edenler kötü durumdan kurtulup dikkati başka tarafa çekmek için senin kanından yararlanmak istemektedirler. Sonu meçhul bir maceraya atılma. Silahını bırak, dost yaşayalım.
         4- Bu emniyet belgesini elinde bulunduran silahlı Rum şahıslar iyi niyetle silahını bırakmak istemektedir. Kendisine dostça muamele yapılacak, yiyecek verilecek, gerekli sıhhi yardım yapılacak ve en kısa zamanda tehlikeli bölgeden uzaklaştırılarak hayatı emniyet altına alınacaktır. Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı
         5- Kıbrıs Rumları; Ada Türkleri ile beraber kardeşçe yaşamanız için çok uğraştık ve sabrettik. Kıbrıs ve Yunan idarecileri sizi birbirinize düşürdüler. Boş yere kan döktürdüler. Hür vatanınızı Enosis denen boyunduruk altına sokmak istediler. Siz de idarecilerinize ‘Artık yeter.’ demesini biliniz. Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı
         6- Kıbrıs Türklerine:
         Atatürk diyor ki:
         1-Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.
         2-Bir Türk on düşmana bedeldir.
         3-Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur.
         4-Ya istiklal, ya ölüm!
         7- Kıbrıslılar
         Göklerde gördüğün jet uçaklarının hedefi sen değilsin. Hedef, kendi çıkarları uğruna adada asırlarca devam eden kardeşlik havasını bozan açgözlü politikacıların masum Türklere yönelttikleri silahlar ve bunların cephanelikleridir. Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı
         8- Kıbrıs Türkleri,
         Senin düşmanın, yalnız sana silah çekendir. Masumların canının, namusunun ve malının koruyucusu sensin. Kadınlara, çocuklara, silahsızlara ve sana sığınanlara asla dokunma. Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı
         9- Kıbrıs Türk ve Rum halkına:
         Barış, kardeşlik, özgürlük getiriyoruz.
         10- İçine düşürüldüğün feci durumdan kurtulman için seni yanlış yola iten idarecilere ‘Artık yeter.’ demelisin. Onlar senin arzun hilafına seni Türklerle bir harbe soktular. Onlara güvenip kendini feda etme. Türk Silahlı Kuvvetleri Komutanlığı
         11- Şanlı Türk Alayı tarihe yeni bir Plevne, yeni bir Çanakkale, yeni bir Sakarya yazdıracaksın. Senin kahramanlığın zaferimizin anahtarı olacaktır. Güven ve diren. Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı
         12- Kıbrıs Rumları,
         Biz kan dökmeyi katiyen istemiyoruz. Sizleri dost bildik, yine de dost bileceğiz. Biz adayı seni kandıranlardan ve kana bulayanlardan temizlemeye geldik. Güzel adanda, yine asırlarca kardeş bildiğin Kıbrıs Türk’ü ile huzur içinde yaşayacaksın. Biz bunu sağladıktan sonra Türkiye’ye döneceğiz. Biz toprak değil, sulh, adalet ve kardeşlik istiyoruz. Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı
         13- Şanlı Türk mücahidi,
         Sabrının ve kahramanlığının mükâfatını görme zamanı geldi. Bölgeni sonuna kadar savun. Savaşta zafer direnenindir. Kucaklaşmaya geliyoruz. Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı
         14- Kıbrıslı ve Yunan askeri,
         Seni karşımıza sürenler, senin cesedine basıp yükselmek isteyenlerdir. Onlara inanarak mukavemet etme. Bizi daha fazla kan dökmeye mecbur etme. Sana uzanan dost eline sen de dost elini uzat. Karını dul; yavrunu yetim ve ananı gözü yaşlı bırakma. Biz Türk’üz. Düşmana düşmanca, dosta dostça davranırız. Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı
         15- Seni bize düşman edip yeniden saldırtanlar, kendi ikballeri uğruna senin hayatını yok etmek isteyenlerdir. Onlara güvenip bize silah çekme. Mukavemet etme. Sonra sana ve ailene yazık olur. Karını, çocuklarını, ananı, sevgililerini bir düşün. Hepsinin boynu bükük, gözü yaşlı kalacaktır. Niçin? Başkalarının zevk ve sefası için mi? Türk Silahlı Kuvvetleri Komutanlığı”
 
         20 Temmuz 1974 günü başlayan Barış Harekâtı ile adada oluşturulan de facto duruma son verilir ve Kıbrıslı Türklere yönelik katliam girişimlerine de dur denilir. Adaya çıkan yaklaşık 40 bin civarında Türk askeri ise emir-komuta zinciri içerisinde gerek cephede ve gerekse cephe gerisinde bütün dünyaya örnek olacak askeri disiplin içerisinde hareket eder ve esir alınan Rum-Yunan askerlerine karşı örnek teşkil edecek davranışlar sergiler. Harekâtın başlamasıyla beraber mukavemet göstermeyen, elindeki silahını teslim eden Rum ve Yunanların koruma altına alınacağı ve kendilerine zarar verilmeyeceği yönünde bildiriler hazırlanır ve bunlar bütün cadde ve sokaklara asılır;
     “Kıbrıs Türk ve Rum Halkına; Kıbrıs’a barış, kardeşlik ve özgürlük getiriyoruz. Kıbrıslı Rumlar; Dost acı söyler derler. Şimdi bizim jetlerimiz de böyle yapıyor. Öte yandan esas gayemiz, Türk ve Rum toplumları arasında barış ve huzur içerisinde bir iş birliği ortamı yaratmaktır. Kıbrıslılar; Gökyüzünde uçarken gördüğünüz uçakların hedefleri sizler değilsiniz. Hedef asırlardır kendi çıkarları uğruna adadaki kardeşlik havasını bozan ve silahlarını masum Türklere çeviren açgözlü politikacıların silah ve cephaneleridir. Güvenli geçiş hakkı olan ve silahlarını iyi niyetle teslim etmiş Rumlar dostça karşılanacak, karınları doyurulup gerekli yardım yapılacak ve tehlikeli bölgeden hızla uzaklaştırılmak suretiyle hayatları kurtarılacaktır. Kıbrıslı Rumlar ve Türkler bu yeşil adada asırlardır mutlu bir şekilde yaşadı. Türk Silahlı Kuvvetleri adada bugünkü durumu yaratanları cezalandırmak ve tekrar barış getirmek için adaya çıkmış bulunuyor. Türk Silahlı Kuvvetleri Ada’nın neresinde olursa olsun insan hayatı, namus ve mülkiyet haklarının ırk ve din farkı gözetmeksizin korunacağını garanti etmektedir.”  
      Öte yandan 20 Temmuz 1974’te Türk askeri kılığına girerek Doğruyol bölgesinde esir aldıkları 30 Kıbrıslı Türk’ü işkence ile öldüren Rum ve Yunan askerlerine karşılık aynı günlerde Türk askerinin sivil, silahsız ve masum insanlara yönelik soylu davranışlarıyla karşılaşılır;  ancak Rumlar ve Yunanlar cephede istenilen sonucu alamayınca çareyi kaçmak ya da masum insanlara zulmetmekte bulur;
      “Muhterem Arkadaşım, İki aydan fazla bir süre birlikte yaşadık. Bütün üzüntüleri ve mutlulukları paylaştık. Abi-kardeş gibi vakit geçirdik. Fakat hayat hiçbir zaman böyle geçmiyor. Bu yüzden sana bizim için yaptıklarından dolayı teşekkür etmek istiyorum. Ne zaman yardıma ihtiyacımız olsa sen komutan biz de senin esirlerin olmamıza rağmen bize bir baba, bir ağabey gibi yardım ettin.  Sana veda ettiğim için çok üzgünüm fakat biliyorsun, elimden bir şey gelmez. Ümit ederim bir gün tekrar karşılaşacağız ve ben çok mutlu olacağım. Seni hiçbir zaman unutmayacağıma sana söz veriyorum. Lütfen sen de benim seni unutmadığım gibi beni unutma. Şayet bir gün Allah’ın yardımıyla karşılaşırsak bana ‘Seni tanımıyorum, seni hiç görmedim.’ deme. Lütfen beni hatırladığını söyle. Allahaısmarladık ve iyi şanslar.”

     Bu dönemde Türk askerinin asaletini, şefkat ve insan sevgisini gösteren bir başka örnek de Rum esirlerin sigara paketleri üzerine yazarak ulaştırdıkları iyi dileklerle dolu mesajlardır;
     “ Thanks for the memory. You have treated well. Thank you./ Geçmiştekiler için teşekkürler. Bize çok iyi muamele ettiniz. Teşekkür ederiz. Biz sizden çok memnun. Bize insanlık ve dostluk gösterdiniz. Merci çok. “