KIBRIS’TA ERENKÖY DİRENİŞİ; H/M VE KOKKINA

12 Nisan 2017 10:24 Prof. Dr.Ulvi KESER
Okunma
692
KIBRISTA ERENKÖY DİRENİŞİ; H/M VE KOKKINA

KIBRIS’TA ERENKÖYDİRENİŞİ;H/M VE KOKKINA

 

Prof.Dr. Ulvi KESER

 

 

Türkiye,İngiltere ve Yunanistan’ın garantörlüğüyle 1960 yılında kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti Rumlarca yaratılan siyasi anlaşmazlık konularının gittikçe artması,olumlu düşüncelerin yerini huzursuzluğa terk etmesiyle Rumların Kıbrıs Cumhuriyeti'ni Enosis'e giden yolda bir atlama tahtası olarak gördüklerini iyice su yüzüne çıkarır.[i]Türk toplumunun “Kıbrıs Rum olduğu kadar Türk’tür.” şeklindeki sağduyulu yaklaşımına her zaman “Ben Kıbrıs’ım, Kıbrıs benimdir.”şeklinde cevap veren Kıbrıs Cumhuriyeti'nin ilk Cumhurbaşkanı Makarios 15 Ağustos 1962'de Kykko Manastırı’nda yaptığı konuşmada "Kıbrıs Rumları, EOKA kahramanlarının başlatmış olduğu işi tamamlamak için ileriye doğru yürümeye devam etmelidir.  Şimdi mücadele yeni bir şekil almıştır ve nihai gayemizi gerçekleştirinceye kadar da devam edecektir." der.[ii]Hemen akabinde Makarios’un Panayia köyünde yaptığı konuşmada da aynı cüret ve intikam duygusu kendisini gösterir;[iii]

“Helenizmin müthiş düşmanı olan Türk ırkının bir parçasını teşkil eden küçük Türk toplumu Ada’dan kovulmadıkça EOKA kahramanlarının görevi asla sona ermiş sayılamaz.“

1960-1963 döneminde Londra ve Zürih Antlaşmalarının isabetsiz ve kendi iradesinin dışında imzalandığını tekrarlayıp duran Makarios bu dönemde bütün gücünü Anayasa’nın ve özellikle Türklerle ilgili olan 13. maddenin değiştirilmesi yönünde yoğunlaştırır. Türklere verilen hakların ortadan kaldırılması ve bu hakların Rumlara verilmesi veya Rumlar lehine değiştirilmesi Türk toplumunu Ada’da azınlık hâline getireceğinden Makarios İngilizlerden aldığı olumlu sinyallerle planını uygulamaya koyar. Bu konuda faaliyette bulunan sadece Makarios da değildir. Rum cemaatinin bütün ileri gelenleri ellerine geçen her fırsatta tahrik edici davranışlar ve konuşmalarla Enosis fikrini sıcak tutma gayreti içine girerler. Ayrıca İngiltere’nin Ada’da Akrotiri ve Dikelia askerî üslerini açmasını müteakip Yunanistan, İngiltere ve Türkiye’den oluşan Garantör Devletlerden birisi olarak kendisini geri plana çekmesi, kâğıt üzerinde nüfus olarak Türklerden daha fazla olan Rumların Türkleri nasıl olsa kolayca alt edebiliriz düşüncesine kapılmalarına sebep olur ve Makarios, Yunanistan ve Kıbrıslı Rumların Enosis hayalleri bir kere daha kabarır.[iv]Makarios'un planı Rum okullarından Rumların kontrolündeki Kıbrıs Radyosu'na kadar bütün imkânların zorlanmasıyla devam eder. Kıbrıslı Türklere karşı gösterilen bu kin ve nefret duygusu sıradan Rumlar için de geçerlidir;[v]

“Lefkoşa Havaalanı’nda biletim,Kıbrıs Havayollarından genç, güzel bir yer hostesi tarafından iyice kontroledildi. Kıbrıs içi ve dışında devamlı seyahat ettiğimden onun hep gülen ve neşeli muhabbetine alışmıştım. O gün kısa bir hoş geldiniz gülüşünden sonra suratını astı ve hararetli bir şekilde eleştirerek Türkler hakkında konuşmaya başladı. ‘Hepsi öldürülmeli.’ dedi. Oldukça şaşırmıştım. ‘Ya kadınlarla çocuklar?’ diye sordum. ‘Çocuklar da öldürülmeli.’ diye cevap verdi. ‘On yıl içinde hepsi büyüyüp evlenecek ve çoğalacaklar ve biz yeniden onları da öldürmek zorunda kalacağız...”

10 Şubat 1962 tarihinde Limasol’da bir konuşma yapan İçişleri Bakanı Yorgacis[vi]Türkleri “En kötü bir şekilde katliama sebep olan işgal kuvvetlerinin torunları, millî vatandaşlık unvanından mahrum edilmesi gereken muhacirlerin vârisleri ve Rumların zararına olarak kendilerine verilen hakları kötüye kullanan kimseler.” olarak niteler. Bu dönemde Kıbrıs, 21 Şubat 1962'de OPEK[vii]isimli Rum tedhiş örgütü dağıttığı bildirilerle Rum toplumuna Türklerle her türlü alışverişi yasaklar ve buna uymayanların şiddetle cezalandırılacağını Rum gizli ordusunun silahlanma ve kadrolarını güçlendirerek Türkleri top yekün imha faaliyetleri hazırlıkları iyice hız kazanır. EOKA dağıtılmış gibi görünse de silahlarının büyük bir kısmı teslim edilmemiş, oluşturulan yeni hücreler vasıtasıyla hareket hızlandırılmıştı. Bu hücrelerdeki Rumların atış ve silah eğitimleri ise Kıbrıs Cumhuriyeti ordusunda görevli Rum subayların askerî depolardan sağladıkları silahlarla Trodos Dağları’nda yapılmaktadır ve kadroda aşağı yukarı 10.000 Rum bulunmaktadır.[viii]Türklerin gizlice silahlandıklarını öne sürerek kendi yasadışı faaliyetlerini örtbas etmeye çalışan Rumlar bir yandan silahlanırken bir yandan da Kıbrıslı Rumları muharebeye hazırlayıp Enosis yolunda adımlar atmaktadırlar. 24 Şubat1962 tarihli Sinayermos gazetesinde de EOKA'nın başka bir bildirisi yayımlanır ve Kıbrıs Türk azınlığının antielen kampanyalarının gülünç, kabadayılıklarının da Donkişot vari olduğu belirtilerek Kıbrıs'ın bir Yunan adası olduğu ve hiçbir anlaşmanın kendilerini millî gayeden (Enosis) ayırmaya muvaffak olamayacağı belirtilir.[ix]  Bu dönemde bütün resmî törenlerde Yunan millî marşı çalınır, Lefkoşa'daki Başkanlık Sarayı ile Cumhurbaşkanı Makarios'un makam aracına da Yunan bayrağı asılır. Bütün gününü Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda geçiren Makarios geceleri de bütün akrabaları, yakınları ve yakın arkadaşlarıyla birlikte Başpiskoposluk ikametgâhında kalmaktadır.Cumhurbaşkanlığına ait siyah Cadillac arabayı kullanan Makarios’un arabasının AK 1 numaralı plakası da Başpiskoposluğa aittir.[x]

Makarios'un 30 Kasım 1963'de Türkiye'ye takdim ettiği ve değiştirilmesini istediği 13 madde ile ilgili teklifi Türk hükûmetince derhâl reddedilir.13 rakamını çok seven ve uğuruna inanan Makarios’un 12 Ada’dan sonra Kıbrıs’ı da 13. ada olarak Yunanistan’a bağlama isteğinin bir parçası olan[xi]bu 13 maddelik teklifle ilgili olarak, Kıbrıs Türklerini azınlık statüsüne sokacak ve ülkenin tek meclisli yasama organı olan Kıbrıs Temsilciler Meclisi kararlarını Türklerin veto edebilmesi hakkını ortadan kaldıracak Anayasa değişikliğinin kabul edilmemesi üzerine Makarios hükûmetteki Türk memurlar ile Temsilciler Meclisinin Türk üyelerini azleder ve Türk köylerine korku salmak için başlatılan saldırılar yoğunlaşır. EOKA kâğıt üzerinde dağıtılmış gibi görünse de Kıbrıs Rum gizli ordusunun el altından kadrolarını tamamlayıp eğitim ve teşkilatlanması 1961’de başlar ve EOKA’ya ait teslim edilmeyen, ayrıca silah depolarından alınan silahlarla Trodos Dağları’nda faaliyetler devam eder. 1963 Aralık ayına gelindiğinde bu kadroda 10.000 civarında eğitilmiş ve silahlı Rum vardır. 1959 Zürih ve Londra Anlaşmalarından sonra Atina’da yayımlanmaya başlayan ve Atina’dan Kıbrıs’ta bulunan EOKA mensuplarına gönderilen“Agonitis/Mücadeleci“ isimli gizli Rum gazetesiyle ilk defa ortaya çıkan ve 21Nisan 1966'da Grivas yanlısı yayın yapan Patris gazetesinin ana hatlarıyla yayımladığı ve EOKA liderlerinden Polikarpos Yorgacis'den Cumhurbaşkanı Makarios'a, Nikos Sampson'dan Glafkos Klerides'e kadar birçok kişinin kanlı katliamlarından sorumlu olduğu, adını bir IX. yüzyıl Bizans destanından alan "Akritas Planı" uygulamaya konulur.[xii]Nikos Sampson, 28 Aralık 1988'den itibaren Eleftheria gazetesinde yayımlanan hatıralarında Makarios'un Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasa’sının 13 maddesini tadil etme girişimini[xiii]hata olarak nitelendirir ve Kıbrıs'ın taksiminin Makarios'un sunduğu 13 maddelik Anayasa değişikliği ile başladığını belirtir.

Bu dönemde İngilizler "Kanlı Noel" ile ilgili olarak sorumlu tuttukları Kıbrıs'taki Büyükelçilerini geri çekerler. Bu 13 maddelik değişiklik konusunda Türkiye’yi ikna etmeye çalışan Makarios, 22-26 Kasım 1962 tarihlerinde Ankara’yı da ziyaret eder.[xiv]Kıbrıslı Türklerin tepkisini çeken ve Türkleri yok etmeye yönelik hazırlanan bu değişiklik teklifiyle ilgili olarak Anayasa Mahkemesi 21 Nisan 1963 tarihinde‘ayrı belediyeler tesis edilmesi’ maddesini iptal eder. Makarios’un bu kararı tanımayacağını açıklamasının hemen akabinde Mahkeme Başkanı Alman Profesör Ernst Forsthoff, 21 Mayıs 1963 tarihinde görevinden istifa eder.[xv]Yunanca "Sınır Bekçisi"[xvi]anlamına gelen Akritas kelimesinden esinlenerek isimlendirilen Akritas Planı'nın uygulanması esasında tam manasıyla Kıbrıslı Türkleri katletmek için hazırlanmıştır. Öte yandan bütün olumsuzluklara rağmen milletlerin tarihinde ender rastlanan bir direniş ve mukavemet gösteren Kıbrıs Türk’ünün her ferdi bu tarihten itibaren yokluklar içinde tarihe mal olacak kahramanlıklar göstererek Rumların Akritas Planı’nı uygulamalarını engellerler. Özellikle Rumlara karşı direnişin devam ettiği bölgelerde TMT’nin yeminli insanları köyün erkeklerini etraflarında toplar, ”Ana vatan gelinceye kadar direneceğiz. Rum’a boyun eğmeyecegiz  . Ya istiklal ya ölüm!” diyerek morallerini yüksek tutarlar.

21 Aralık 1963 tarihinde Kıbrıslı Türkleri topyekûn imhaya yönelik olarak başlatılan saldırıların durmaması üzerine Kıbrıs’ta 17 Mart 1964 tarihinde BM Barış Gücü (United Nations Forces In Cyprus) göreve başlar.[xvii]4 Nisan 1964 tarihinde bir açıklama yapan Makarios, Zürih ve Londra Anlaşmaları çerçevesinde kabul edilen ittifak anlaşmasını feshettiğini ilan ederken Yunanistan Başbakanı Yorgo Papandreu da bu kararı destekler ancak Türkiye’nin sert bir tepkisiyle karşılaşırlar. Bunu takip eden günlerde EOKA tedhiş örgütünün lideri Grivas da 9 Haziran 1964 tarihinde Eleftheria vapuruyla tekrar Kıbrıs’a gelir. Limasol’da karaya çıkan Griva, General Karayannis’den boşalan Rum Milli Muhafız Ordusu (RMMO) Komutanlığına getirilir. Kıbrıs’ta Dillirga olarak da bilinen 19 kilometrekarelik Erenköy şu an bile üç tarafı Rumlarla çevrili, giriş noktası sadece deniz olan küçük bir Türk bölgesidir. Türk Mukavemet Teşkilatının oluşmaya başladığı ilk günden itibaren kahramanlıklarla dolu Kıbrıs Türk mücadele tarihinde yediden yetmiş yediye bütün fertleriyle yerini almış ve Kıbrıs Türk’ünün haklı mücadelesinde bir mihenk taşı olmuştur.1 Ağustos 1964 tarihinde Rumlar 650 kişilik bir gücü tanklar ve ağır silahlarla takviye ederek Stavros kampından Erenköy yönüne harekete geçirirler. Bu saldırı öncesinde 30 Mart 1964 tarihinde Küçük Kokkina Limanı, Mansura, Alevga,Selain’t Api ve Ayios Theodoros köylerini de içine alan Kokkina bölgesindeki Erenköy’e küçük teknelerle 40 Türk öğrenci daha takviye olarak gelir. 5 kilometrelik sahil hattını ele geçirerek bölgedeki Türklerin dünyayla tek bağlantılarını kesmek, silah, yiyecek ve personel takviyesini önlemek ve bu sahillere yapılacak muhtemel bir Türk çıkarma hareketini önlemek isteyen Rumlar 1 Ağustos 1964 günü Stavros kampından hareketle saldırı hazırlığına başlarlarve 6 Ağustos 1964 günü sabah saat 06.00’da General Yorgo Grivas ve yardımcısı Karayannis komutasında bütün cephelerde havan ve top desteğinde 8. TaktikGruptan 3 bölük, 12. Taktik Gruptan 2 bölük, 206. Piyade Taburu, 31. Komando Bölüğü, 6 zırhlı araç, 185. Sahra Top Bölüğünden 1 batarya, 81 mm.lik havantakımı ve 3 hücumbot eşliğinde Yunan askerleri, Rum polisler ve RMMO  .saldırıya geçer

7Ağustos 1964 günü saat 20.00’de Mansur bölgesini savunan Türkler, Erenköy’e çekilirler, daha sonra Bozdağı, Selçuklu, Alev kayası bölgesindekilerin de katılmasıyla çepeçevre savunmaya geçilir. 8 Ağustos 1964 günü Rumların taarruzu Pahiammos’un doğusunda Kalifudes bölgesinden başlar. Zırhlı araçlar ve hücumbotlar da bu saldırılara katılırlar ve Türk mevzilerini ateş altına alırlar. Erenköy bölgesini savunmaya çalışan çoğunluğunu Türkiye ve İngiltere’de okuyan Kıbrıslı Türk öğrencilerin oluşturduğu Kıbrıslı Türklere yardım için 7 Ağustos 1964 akşamı uyarı uçuşu yapıp denize uyarı için bomba bırakan 4 Türk F-100 uçağından ders alınmaması ve Makarios’un ateş kes tekliflerini reddetmesi üzerine 8 Ağustos 1964 günü saat 16.15’te Pahiammos ve Poma bölgelerindeki Rum mevzilerini ve takviye güçlerini vuran aralarında Yzb.Cengiz Topel’in de bulunduğu Türk savaş filosunun pilotları bir gün sonra saat13.05’te nihai darbeyi indirir. Türk uçaklarının geldiğini gören Grivas ve Yorgacis helikopterle kaçar ve bu bölgeye bir daha geri dönmezler. Ne yazık ki Erenköy’de meydana gelen en üzücü hadiselerden biri 8 Ağustos 1964 günü harekâtakatılan ancak uçağının düşmesi sonucu ayağı kırılan ve yaralı olarak Rumlara esir düşen ve daha sonra şehit olan Yüzbaşı Cengiz Topel’in şehadetidir.Erenköy Savaşı’nın başlarında “Türkiye müdahale ederse kurtaracak Türk bulamayacaktır.“[xviii]diyen Makarios, Türk savaş uçaklarının iki günlük harekatından sonra ateşkese razı olur. Erenköy Savaşı sırasında Rumlar 53 ölü, 125 yaralı verirken,Kıbrıslı Türklerin kayıpları 12 şehit, 4 kayıp ve 32 yaralıdır. Olayların başladığı ilk günden itibaren Yeşil ırmak ve Erenköy Cephelerinde Türklerin kayıpları toplam olarak Pilot Yüzbaşı Cengiz Topel de dâhil olarak 21 şehit, 32 yaralı ve 5 kayıptır.[xix]“Sizin ecdadınız 9 Eylül 1922’de Anadolu’da bizim babalarımızı denize döktü. Biz de sizi Erenköy’de denize dökeceğiz.”[xx]diyen Rumlar, “Yüzbaşı Cengiz Topel’i müşahede altına aldık.” diyerek Lefkoşa’ya getirirler ve Türkiye Cumhuriyeti hükûmetinin Lefkoşa Büyükelçiliği kanalıyla yaralı Türk pilotu resmen istenmesine rağmen Rumlar, Yzb. Topel’in soruşturmaya alındığını söylerler. Bir gün sonra yayımlanan Rum gazeteleri ise manşetlerinde Türk pilotun öldüğünü duyurur. Aradan geçen 5 gün boyunca bütün girişimler boşa çıkar ve Barış Gücünün de devreye girmesi sonrasında Rumlar, Yüzbaşı Topel’in cenazesini Lefkoşa’nın Türk tarafına teslim etmek zorunda kalırlar;[xxi]   

“Türk doktorlarımızın huzurunda ve BM askerlerinin temsilcileri önünde aziz şehidimiz ilk gördüğüm an tanrıya isyan etmiştim. O gün hayatımın en ızdıraplı günü idi. Ana vatan ile yavru vatan arasına çelik kanatları ile köprü kuran Topel’imize son bir defadaha baktım. Baktım ki; kahpe Rumlar sol gözünü tahrip etmişler, pazılarını matkapla oymuşlar, edep yerlerini ezmişler, kafatasının sol tarafına beton çivisi çakmışlar, sol ayağını kırmışlar, bu yetmiyormuş gibi boğazından göbeğine kadar göğsünü yarıp çuval diker gibi dikmişler. Bir doktorumuzun beyanına göre iç organlarını çalmışlar, kalp ve ciğerlerini. O an tanrının bana lütfetmiş olduğu tebessümü Rumların çaldığına inandım ve yemin ettim; “Yunan sözülü gatlarda durdukça, Bu kin benden vallahi de gidemez.”

Rumlar tarafından teslim edilen cenazenin Yzb. Topel’e ait olup olmadığını anlamak neredeyse imkânsız hâle geldiğinden Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alay Komutanlığında görev yapan Yzb. Topel’in bir devre arkadaşı bulunarak ondan yardımcı olması istenir. O günlerde yaygın olan bir söylenti ise Yzb. Topel’in yara almadan Lefke yakınlarındaki Peristeronari köyü civarında asfalt yola düştüğü,paraşütünden kurtulunca da haritasını çıkartarak gideceği yönü bulup Lefke yönünde koşmaya başladığı ancak Türk mevzilerine varamadan Rumlar tarafından yakalandığı şeklindedir. Yzb. Topel’in paraşütle indiği yerin 3 kilometre doğusunda Elye ve Gaziveren, batısında ise Çamlıköy ve Lefke Türk köyleri bulunmaktadır. Bu köylerdeki Türk mücahitler alarm hâlinde en ileri mevzilerde Türk Hava Kuvvetleri savaş uçaklarının Rum mevzilerini bombalamalarını sevinçle takip ederken Yüzbaşı Topel’in uçaktan atladığını görürler. Ellerinde çifteler ve piyade tüfekleriyle hayatlarını tehlikeye atarak tarlaların içinden yardıma koşarlar ancak ellerinden bir şey gelmemesinin kahredici acısıyla geri dönmek zorunda kalırlar. Bu arada Gemikonağı’nda iki şilebin arasına saklanmış bir Rum hücumbotu da Türk uçakları tarafından batırılır. Yüzbaşı Topel’in uçağı da bu hücum sırasında düşer.[xxii]

                                                    



[i] FahirArmaoğlu, 20. Yüzyıl Siyasi Tarihi, Cilt I-II, İstanbul,1996.

[ii]Pierre Oberling, Kıbrıs Faciası, Ankara, 1995, s. 5.

[iii]Fikret Kürşad, Belgelerle Kıbrıs’ta Yunan Emperyalizmi, İstanbul,Haziran, 1978,  s. 129.

[iv]Fahir Armaoğlu, ”Crisis The Cyprus question Initiated In Turco-GreekRelations”, Revue Internationale d’Histoire Militaire, Türk TarihKurumu, Ankara, 1988, s.  228.

[v] H.Scott Gibbons, Peace Without Honour, Ankara, 1969, s. 117.

[vi] 1930yılında Lefkoşa’da bir çiftçi ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Yorgacis,1955 yılına kadar Kıbrıs Ticaret Odası’nda memur olarak çalışır. 1955 yılındaGeorge Grivas tarafından EOKA tedhiş örgütünün kurulmasıyla beraber görevindenayrılır ve EOKA için çalışmaya başlar. Grivas’ın yardımcılığını yapan Yorgacis,Türkleri katletmeye yönelik her türlü faaliyetin içerisinde yer alır. Bunlarınen şiddetlisi ve canicesi 21 Aralık 1963 tarihinde harekete geçirdikleri Akritas Planı’dır ve bizzat Yorgacis’in imzasını taşımaktadır. EOKA faaliyetleri sırasında üç kere İngiliz polisi tarafından tutuklanan Yorgacis Kıbrıs Cumhuriyeti döneminde İçişleri Bakanı olur.

[vii] Akritas Planı doğrultusunda hazırlanan teşkilatta istihbarat, karşı propaganda ve beşinci kol faaliyetlerini organize etmekle görevlendirilen Nikos Sampson 1960 yılı başlarında Yunanistan Dışişleri Bakanı Averof’u Atina’da ziyaret eder veTMT’ye karşı mücadele etmek üzere Yunanistan destekli OPEK (Kıbrıs RumlarınıKoruma Teşkilatı)‘in kuruluşu kararlaştırılır ve Sampson Kıbrıs’a döner dönmez Promitheus kod ismiyle bildiriler dağıtmaya ve OPEK’in kurulduğunu duyurmayabaşlar.

[viii]Aydın Akkurt, Bir İhanetin Belgeseli Dr. İhsan Ali, Lefkoşa,1996,s.  24.

[ix] Ali Fikret Atun, Yunan KarakterininAnatomisi, Lefkoşa, 1996, s.  81.

[x] H.Scott Gibbons, Peace Without Honour, s. 7

[xi] RaufR. Denktaş, Rauf Denktaş’ın Hatıraları, Cilt: 5, İstanbul, 1997, s. 155.

[xii]Zaim M. Necatigil, The Cyprus Conflict, Lefkoşa, 1982, s. 46-48.

[xiii]Pierre Oberling, Kıbrıs Faciası, Ankara, 1990, s. 7.

[xiv]Fahir Armaoğlu, ”Kıbrıs’ta Kanlı Noel ve Amerika”, Belgelerle Türk-AmerikanMünasebetleri, Ankara, 1991, s.  263.

[xv]Ahmet Özen, The Cyprus Conflict And The Negotiations, Ankara, 1998, s. 10-11.

[xvi]Özden Alpdağ, Barış İçin Savaş, İzmir, 1974, s. 18.

[xvii]The United Nations, The Blue Helmets, New York, 1990, s. 85.

[xviii]Abdulhaluk Çay, Kıbrıs’ta Kanlı Noel-63, Ankara, 1989, s. 81.

[xix]Halil Sadrazam, Kıbrıs’ta Varoluş Mücadelemiz, Şehitlerimiz ve Anıtlarımız,İstanbul, 1990, s. 229-231.

[xx]Derviş Manizade, Kıbrıs Dün Bugün yarın, yaylacık matbaası, İstanbul, 1975, s.431

[xxi]Derviş Manizade, age. s. 431-432

[xxii]Özker Yaşın, Kıbrıs’ta Vuruşanlar, Varlık Yayınevi, İstanbul, 1974, s.327, 329.