EDİTÖRDEN

11 Mart 2021 13:19 Prof. Dr.E. Semih YALÇIN
Okunma
147

Değerli Devlet Okurları
Merhum Başbuğ Alparslan Türkeş, tarihimizin yetiştirdiği büyük devlet, siyaset ve düşünce adamlarından birisidir. Ortaya koyduğu fikirleriyle Türk milletinin gönlünde taht kurmuş, Türk siyasetine damgasını vurmuş bir şahsiyettir. Alparslan Türkeş’in ünü sadece Türkiye Türklüğü ile sınırlı kalmamıştır. O Türk dünyasının tamamında haklı bir sevgi ve saygı kazanmıştır. Kıbrıs Türklüğünün bağrında dünyaya gözlerini açan Türkeş, Türklüğün bütün meseleleri ile ilk gençlik yıllarından itibaren ilgilenmiş ve Azerbaycan'dan Tacikistan'a kadar her Türk ilinde derin bir iz bırakmıştır.
Türk toplumunda Türkeş'in milliyetçi-Ülkücü camiayı aşan bir saygı görmesi; onun yapıcı, uzlaştırıcı, ılımlı politikalarının eseridir. Alparslan Türkeş, etrafında çok büyük bir bağlılık ve sevgi halesi oluşturmaya muvaffak olan nadir siyaset adamlarındandır. Türkiye'de gençliğin siyasete taşınması konusunda hiç kimse Alparslan Türkeş ve Ülkücü Hareket ayarında başarı sağlayamamıştır. Onun bu konudaki en büyük hizmeti ise “siyasetin kitleselleşmesini” başarmasıdır. Türk milliyetçilerinin Türkeş liderliğinde elde ettiği bu başarı Türkiye'nin önüne büyük ufuklar açmıştır.
Ziya Gökalp, Atatürk, Atsız çizgisinde gelişen Türk milliyetçiliği düşünce sisteminin siyaset sahnesine yansıtılması merhum Türkeş sayesinde olmuş; o, gençliğin Türklüğün meseleleri ile hemhâl olması ve yetiştirilmesinde Ülkü Ocakları ile bir çığır açmış ve haklı olarak “Başbuğ” olmuştur.
Alparslan Türkeş’e “Başbuğ” sıfatını kazandıran temel meziyet onun ortaya koymuş olduğu ideolojisine ve misyonuna önce kendisinin sahip çıkması, bu uğurda senelerce çile çekebilmesi, bütün zorluklara tahammül edebilmesidir. O, hayatını Türklüğün ikbali ve istiklali için hiçe sayan, daima manevi bir mücadele içerisinde olan bir liderdi. İnandığı davasına tüm inancıyla hizmet etmiş, âdeta ideallerinin fedaisi olmuştur. Talebeleri de “Alparslan Türkeş Okulunda” bu anlayış ile bizzat kendisi tarafından yetiştirilmiştir. Değişik bir ifade ile söylenirse o Başbuğ olmanın bedelini mücadelesine başladığı 1944’lü yıllardan itibaren son nefesine kadar ödemiştir.
Şimdi Başbuğ Alparslan Türkeş’in miras olarak bıraktığı mücadele bayrağı, Milliyetçi-Ülkücü Hareketin ve MHP’nin Bilge Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin emin ellerindedir ve uzun yıllar böyle kalacaktır.
Türkiye bir yandan büyüyüp güçlenirken sorunları da varlığına yönelik tehditler de artış göstermektedir. Bu itibarla Milliyetçi-Ülkücü Hareketin varlığına her zamankinden çok ihtiyaç bulunmaktadır.
MHP, bu gerçekten hareketle daima uyanık/müteyakkız ve hazırlıklı konumda olacaktır.
MHP; Milliyetçi-Ülkücü Hareketin siyasetteki temsilcisi sıfatıyla eskisinden daha güçlü bir ivme, şevk ve azimle bayrağı taşımaya devam edecektir.
MHP, sadece politikadaki özgül ağırlığı, dominant hüviyeti ve fikir cephesindeki müessiriyetiyle değil; geleceğe dönük plan, program ve projeleriyle milletimizin hizmetinde olacaktır. MHP varsa milletimize tasa yoktur!
4 Nisan 1997 Cuma günü Hakk’ın rahmetine kavuşan merhum Başbuğ Alparslan Türkeş’i, vefatının 24’üncü yılında saygı, şükran ve minnetle anıyor, anısı önünde saygı ile eğiliyoruz. Ruhu şad, mekânı cennet olsun!

Esen kalınız efendim…