TÜRKİYE’NİN DOĞU AKDENİZ’DEKİ GURURU: ORUÇ REİS

26 Eylül 2020 12:07 Evin GÖKTAŞ
Okunma
473
TÜRKİYENİN DOĞU AKDENİZDEKİ GURURU: ORUÇ REİS

TÜRKİYE’NİN DOĞU AKDENİZ’DEKİ GURURU: ORUÇ REİS
EVİN GÖKTAŞ
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Oruç Reis gemisi, fırkateyn ve korvetlerin refakatinde Doğu Akdeniz’de sismik araştırma faaliyetlerine aralıksız devam ediyor.
Türkiye, Yunan tarafından gelen açıklamalara en üst makamlardan cevap vermesinin ardından, Millî Savunma Bakanlığı da konuya ilişkin bir paylaşım yaparak, Oruç Reis'e tam koruma sağlandığını açıkladı.
Bakanlığın Twitter hesabından yapılan açıklamada, "Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanlarında sismik araştırma faaliyetine başlayan MTA Oruç Reis araştırma gemisine Türk Deniz Kuvvetleri tarafından refakat ve koruma sağlanmaktadır. Türk Silahlı Kuvvetleri, deniz yetki alanlarımızda uluslararası hukuktan kaynaklanan hak, alaka ve menfaatlerimizi koruma azim ve kararlılığı çerçevesinde gerekli tüm tedbirleri almıştır." denildi.
Doğu Akdeniz’deki doğal kaynakların paylaşımı sert taştırmalara ve hatta giderek sıcak çatışmalara sebep oluyor. Yunan savaş gemileri ile Türk Deniz Kuvvetlerine bağlı savaş gemileri arasında hidrokarbon kaynakları sebebiyle az daha sıcak çatışmalar yaşanıyordu. Bu konu başta Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Kesimi, Mısır, İsrail ve Fransa tarafından etkin biçimde yönetiliyor. Hatta bu ittifakın içine Amerika ve Rusya da dâhil oluyor. Amerika, Suriye’de Türkiye sınırına paralel olarak gerek siyasi alanda gerekse petrol nakliyatı alanında kullanılmak üzere bölücü terör örgütü PKK/PYD koridoru oluşturmak için yıllardan beri çalışıyor.
Güney Kıbrıs Rum Kesimi, kendilerine ait olmayan yerlerde deniz yetki alanları oluşturarak doğal gaz aramaya yönelik 2003-2013 yılları arasında İsrail, Lübnan ve Mısır’la art arda münhasır ekonomik bölge anlaşmaları yaptı. Birleşmiş Milletler de bu anlaşmaları belli sürelerde onayladı.  Yunan anakarasına 538 kilometre, Türkiye’ye 2.1 kilometre uzaklıkta bulunan Meis Adası üzerinden deniz yetki alanı ruhsatları veriyor.  Yunanistan da son olarak Mısır’la münhasır ekonomik bölge anlaşması imzaladı.
Doğu Akdeniz’de araştırmalar yapan Oruç Reis gemimize karşı Yunan Deniz Kuvvetleri tarafından tacizler yapıldı. Fransa bu olayla ilgili olarak fiilen Yunan Silahlı Kuvvetlerinin yanında yer aldı.
Türkiye, Ege ve Akdeniz’de bir yandan diplomasi öte yandan deniz ve hava kuvvetlerinin etkili hareketleriyle kendi millî çıkarlarından ödün vermeyeceğini açıkça gösterdi. Bu politikayı tüm muhalefet partileri de destekliyor.
TÜRKİYE VE YUNAN İLİŞKİLERİ GERGİN
Yunanistan ve Türkiye arasındaki ilişkiler, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de Kıbrıs açıklarında doğal gaz arama faaliyetlerinden dolayı son dönemde bir hayli gerginleşmeye başladı.
Doğu Akdeniz'de tansiyon her geçen gün biraz daha yükselmeye devam ediyor. Oruç Reis gemisinin faaliyete geçmesiyle birlikte Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum yönetiminden ardı ardına açıklamalar yapıldı. Güney Kıbrıs Rum yönetimi Oruç Reis'in yaptığı çalışmaların yasadışı olduğunu iddia etti. Rum Yönetimi'nin Dışişleri Bakanı Nikos Hristodulidis, Oruç Reis gemisinde görevli personeli uluslararası tutuklama emri ile Türkiye'yi tehdit etti. Bunun üzerine Türkiye,  Oruç Reis’in yapacağı sismik araştırma faaliyetleri için temmuz ayı sonunda ayında yeni bir Navtex ilanında bulundu.

Türkiye'nin temmuz ayı sonunda yayımladığı Navtex’le Yunanistan'ın kendi kıta sahanlığı içinde ilan ettiği bölgede Oruç Reis gemisinin sismik araştırma yapacağını açıklaması iki ülke arasında gerilimin iyice artmasına sebep oldu. Ancak Almanya Başbakanı Angela Merkel'in Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'la yaptığı görüşme sonrasında müzakereler sonuçlanana kadar Oruç Reis gemisi Antalya Limanı'na döndü.
Navtex ilanının ardından Yunanistan'da Oruç Reis paniği başladı. Yunanistan'ın Meis Adası kıyılarına Yunan fırkateyni yanaştırıldı. Yunan basını, Yunanistan Silahlı Kuvvetlerinin yüksek düzeyde alarma geçirildiğini yazdı.

AKAR: BÖLGEDE HİÇBİR OMLDUBİTTİYE İZİN VERİLMEYECEK

Millî Savunma Bakanı Hulusi Akar, yaşanan gelişmelerle ilgili sert tepki göstererek, bölgede hiçbir oldubittiye izin verilmeyeceğini bildirdi.
Akar, Türkiye'nin Kıbrıs dâhil Mavi Vatan'daki hak, alaka ve menfaatlerini korumakta azimli, kararlı ve muktedir olduğuna dikkat çekerek, Doğu Akdeniz'de, Türkiye ve KKTC'nin yer almadığı hiçbir projenin yaşama şansı olmadığını ve bölgede hiçbir oldubittiye izin verilmeyeceğini ifade etti.
Devam eden faaliyetler hakkında birlik komutanlarından bilgi alarak talimatlar veren Bakan Hulusi Akar, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanlarında sismik araştırma yapacak olan Oruç Reis gemisiyle ilgili de açıklamalarda bulundu. Oruç Reis gemisine, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı tarafından refakat ve koruma sağlandığını hatırlatan Akar, Türkiye'nin deniz yetki alanlarındaki uluslararası hukuktan kaynaklanan hak, alaka ve menfaatlerini korumak için gerekli tüm tedbirlerin alındığını vurguladı.
Akar, Türkiye ve Yunanistan arasındaki sorunların görüşülmesi amacıyla tarafların daha önce Atina ve Ankara’da bir araya geldiğini hatırlatarak, yeni bir toplantının daha olmasını beklediğini kaydetti.
Mısır ise yaptığı açıklamada Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de yapmayı planladığı sismik çalışmanın Kahire'nin hak iddia ettiği sulardaki bazı alanları da kapsadığını iddia etti.
Haziran ayında da Yunanistan ve İtalya deniz sınırları konusunda bir anlaşma imzaladı. Böylece iki ülke arasında münhasır ekonomik bölge oluşturularak İyonya Denizi'nde uzun süredir devam eden balıkçılık hakları konusundaki anlaşmazlıklar sonlandırıldı.

ÇAVUŞOĞLU: BU ANLAŞMA BİZİM İÇİN YOK YÜKMÜNDEDİR

Doğu Akdeniz'de Türkiye'yi devre dışı bırakmaya çalışanlar yeni bir plana imza attı. Yunanistan ile Mısır arasında deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına yönelik olarak sözde bir anlaşma imzalandı.
Kahire'de imzalanan anlaşmaya ilişkin açıklama yapan Türkiye Dışişleri Bakanlığı, anlaşmanın yok hükmünde olduğunu bildirdi.
Açıklamayı Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şükri, Kahire'de bulunan Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias ile birlikte yaptı.
Türkiye, imzalanan bu sözde anlaşmaya sert tepki gösterdi.
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, yaptığı açıklamada Yunanistan ve Mısır arasındaki sözde kıta sahanlığı anlaşmasıyla ilgili olarak, "Bu anlaşma Türkiye'nin ve Libya'nın haklarını ihlal etmektedir. Bizim için yok hükmündedir. Kendi haklarımızı korumaya devam edeceğiz." dedi.
Çavuşoğlu, Malta ve Libya'ya gerçekleştirdiği resmî ziyaretlerin yanı sıra Yunanistan ile Mısır arasında imzalanan sözde deniz yetki alanları sınırlandırma anlaşmasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Türkiye, Malta ve Libya tarafından yapılan ortak açıklamanın oldukça önemli olduğunu ifade eden Çavuşoğlu, bu açıklamayla Libya'da meşru hükûmete verilen desteğin yanı sıra İrini Operasyonu'nun tek taraflı olduğunun ve haksız şekilde çalıştığının vurgulandığını belirtti.
Çavuşoğlu, Malta ile Türkiye arasındaki ikili ilişkilerin ise çok iyi düzeyde olduğunu kaydederek, "Ticaretimiz 1 milyar doların üzerine çıktı. Buradaki Türk firmaların yatırım miktarı 1,7 milyar dolar civarında." diye konuştu.
Malta'daki Türk firmaların çok önemli projeler üstlendiğini vurgulayan Çavuşoğlu, Türk firmaların başta tünel olmak üzere önemli projelere teklifler verdiğini söyledi.
Çavuşoğlu, Malta ziyareti kapsamında, Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell ile de görüştüğüne değinerek, görüşmede, Türkiye ile AB arasında imzalanan 18 Mart Mutabakatı’nın da gündeme geldiğini belirtti.
"Bu anlaşma maalesef, AB yüzünden tam olarak uygulanmadı, AB sözünde durmadı." diyen Çavuşoğlu, yeni kapsamlı bir anlaşmanın nasıl yapılabileceği üzerinde çalıştıklarını anlattı.
Çavuşoğlu, Borrell'e, Türkiye ile AB arasındaki ilişkileri normalleştirmek için ortaya koyduğu çabadan ötürü teşekkür ederek, Borrell'in Doğu Akdeniz'deki gerginliği azaltmak için de çaba gösterdiğini bildirdi.
Yunanistan ile Mısır arasındaki sözde deniz yetki alanları sınırlandırma anlaşmasının, özellikle AB tarafında da ciddi bir hayal kırıklığına sebep olduğunu ifade eden Çavuşoğlu, anlaşmanın metnini ve haritayı henüz görmediklerini söyledi.
Çavuşoğlu, şunları belirtti:
"Fakat verilen bu koordinatlardan kolayca görüyoruz ki bu anlaşma hem Türkiye Cumhuriyeti'nin hem de Libya'nın kıta sahanlığını ve haklarını ihlal ediyor. Dolayısıyla bizim daha önce Birleşmiş Milletlere (BM) bildirdiğimiz kıta sahanlığımızı ihlal eden bir anlaşma bizim için yok hükmündedir ve zaten bugüne kadar bu noktaya gelmemizin sebebi de Yunanistan'ın, Rum kesiminin, Mısır ve İsrail gibi ülkelerle Türkiye'yi yok sayarak anlaşmalar imzalamaya çalışması, adımlar atmasıdır. İmzalanan bu anlaşma bizim için yok hükmündedir. Bunun yok hükmünde olduğunu sahada da masada da göstermeye devam edeceğiz. Hem bunlara hem de tüm dünyaya."
Çavuşoğlu, Türkiye'nin, kendi kıta sahanlığı içinde, kendi haklarını ve Kıbrıs etrafında da Kıbrıs Türklerinin haklarını kararlı şekilde sahada ve masada korumaya devam edeceğini belirterek, "Bu tür anlaşmalar veya iş birlikleri bizi yolumuzdan alıkoyamaz ve kimse bizim haklarımızı da gasbedemez. Buna hiçbir zaman müsaade etmedik, etmeyeceğiz." ifadesine yer verdi.

ERDOĞAN: YUNANİSTAN'LA MISIR ARASINDA YAPILAN ANLAŞMANIN HİÇBİR KIYMETİ HARBİYESİ YOKTUR
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yunanistan'la Mısır arasında yapılan anlaşmayla ilgili şunları söyledi:
"Şimdi Yunanistan ile Mısır arasında yapılan bu anlaşmanın hiçbir kıymetiharbiyesi yok. Niye yok? Şimdi bir defa buralara baktığımız zaman özellikle Yunanistan'ın yani Libya ile ilgili olarak buradaki kıyıdaş olma konusunda bir alakası var mı? Ne işi var orada? Mısır'ın bir alakası var mı? Yok. Biz Libya ile böyle bir anlaşmayı yaptıktan sonra bunların hepsi bunların üzerine atladılar. Şimdi bize oralardan gelen bilgiler de 'Biz bunu size karşı yapmış değiliz.' gibi bilgileri de bize yansıtıyorlar. Olsa da olmasa da biz şu anda Libya'yla yapmış olduğumuz anlaşmayı kararlılıkla sürdürüyoruz, sürdüreceğiz. Bizler burada özellikle deniz yetki alanlarında hiç hakkı hukuku olmayanlarla buraları görüşmeye bile gerek duymuyoruz. Bakın Merkel benden ricada bulundu. Buradaki sondaj çalışmalarını durdurursanız benim işimi kolaylaştırırsınız dedi. Ben de 'Eğer siz Yunanistan'a diğerlerine güveniyorsanız biz 3-4 haftalığına ara veririz. Ama ben bunlara güvenmiyorum. Göreceksiniz bunlar sözünde durmayacaklar.' dedim. Nitekim öyle de oldu. Biz bu arada da Yunanistan'dan onların kendi Dışişleri Bakanı, danışmanları üçlü görüşmeler başlattılar. Almanya-Yunanistan-Türkiye arasında. Bu sözde durmayınca şimdi ne olacak? Biz sondaj çalışmalarına hemen başladık. Barbaros Hayrettin'i de görevine gönderdik. Sözlerinde durmuyorlar."
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, toplu açılış törenine katılmak için gittiği memleketi Rize’de de yaptığı açıklamada da Doğu Akdeniz ve Libya meselelerine değinerek, “Biz şu anda Doğu Akdeniz'de, Libya'da haklarımızı sonuna kadar korumaya odaklandık. Bir yerde sorun varsa orada ona çözüm aramak boynumuzun borcudur." dedi.

ORUÇ REİS KİMDİR?

Oruç Reis, 1495-1518 yıllarında Osmanlı Devleti’ni hizmet etti. Haçlılar tarafından verilen Lâkabı Kızıl Sakal yani Barbarosa ya da Barbaros. Kardeşi Hızır Reis bizim bildiğimiz Barbaros Hayrettin Paşa da abisi Oruç Reis'e hürmeten bu lakabı aldı. Oruç Reis, Cebre Adası ve Cezayir'in fatihidir. İspanyollara 3 yıl esir düşmesine rağmen asla pes etmedi. Papa'nın dev gemilerini zapt etti. Leventlerine İtalyan elbiseleri giydirip Papa'nın ikinci gemisini de zapt etti. Binlerce Endülüslü Müslümanı Kuzey Afrika'ya taşıdı Haçlı zulmünden kurtarmak için. Bir muharebede sol kolundan ağır yaralandı ve doktorlar kolunu dirsekten kesti ama o asla yılmadı. Bir gün imparator Şarlken ordusu ile çarpışırken Tlemsanların ihanetine uğradı. Kuşatmayı yardı fakat 20 levendi içeride kaldığı için öleceğini bile bile geri döndü ve mızrak darbesi ile şehit düştü. Kafasını kesip bal dolu kutuya koyan İspanyollar krala götürdü. Çünkü İspanya Kralı, İspanyollara büyük korku salan Oruç Reis'in öldüğünden emin olmak istedi. Oruç Reis’in, ‘Yaşama Hakkın Mücadele Gücün Kadardır.’ diye ünlü bir sözü var. Allah rahmet eylesin, ruhu şad mekânı cennet olsun! Doğu Akdeniz ve Ege, Oruç Reis'in torunlarınındır!...