CUMHURİYET’İN 100. YILI 2023 LİDER ÜLKE TÜRKİYE VİZYONU: HİÇ BİTMEYEN BİR HASEDİN SON HEDEFİ

20 Şubat 2023 10:32 Doç.Dr.Gökhan GÜNEYSU
Okunma
7198
CUMHURİYETİN 100. YILI 2023 LİDER ÜLKE TÜRKİYE VİZYONU: HİÇ BİTMEYEN BİR HASEDİN SON HEDEFİ

CUMHURİYET’İN100. YILI 2023 LİDER ÜLKE TÜRKİYE VİZYONU: HİÇ BİTMEYEN BİR HASEDİN SON HEDEFİ

Prof.Dr. Gökhan GÜNEYSU

AnadoluÜniversitesi Öğretim Üyesi

 

Giriş:Hiç Bitmeyen Suçlama ve İhanet Oyunları

Fatihmilletlerin muhatap oldukları savaş türlerinden birisi psikolojik alanda icraedilenidir. Psikolojik harp teknikleri kullanılarak tarihsel bir hakikat olan“fetih” olgusu zihinlerden silinmeye çalışılmakta ve köksüz ve şekilsiz(bizdeki Türkiyelilik meselesi gibi) kimliklerin millete benimsetilmesi gibihedefler benimsenmektedir. Bu faaliyetlerden murat edilen elbette kendi“Kızılelma’sı” neyse, yalnızca ona yürüyen dinamik ve aktif kütleninuyutulması ve giderek vasatın içinde karıştırılmasıdır. Bizdeki söylemsavaşları da temel olarak bu mahiyettedir. Türk ve Türklüğe ait hemen her şey,sakil bir istihza perdesi altında sönükleştirilmeye çalışılmaktadır. Tertemizbir geçmişten gelen ve aydınlık bir geleceği kurmayı hedefleyen milletkavramının içi de yoğun bir saldırıya maruz kalmıştır. Türklüğün aşikârvarlığının yadsınması bu bölücü-dağıtıcı hilenin güzel bir örneğidir. Hâlbuki,Türklük apaçık bir hakikat olarak bu ülkenin sokaklarında, dağlarında heryerinde faaldir ve milletin hayrına olacak şekilde ilerlemesine devamedecektir. Bir diğer şeytani anlatı ise Cumhuriyet’in kuruluşu ve bu esnadaverilen Millî Mücadele’nin hafife alınmasıdır. Bu hikâyelemedeki bizi rahatsızeden mesele, Atatürk ve silah arkadaşlarının ve Gazi Meclisin ve giderek tümAnadolu Türklüğünün kutlanması gereken zaferinin değerinin yerel iş birlikçilereliyle kıymetsiz hâle getirilmesi amacıdır. Bu anlatının bir yanında “MillîKuvvetler” soykırımcı bir katil şebekesi gibi sunulmaktadır ve faaliyet olarakCumhuriyet’in ilk yıllarını da kapsayacak şekilde suçlanmaktadır. Yani, emperyallerineskimeyen oyunu “divide et imprera” tuzağının (=böl ve yönet), kimlikçiliküzerinden somutlaşan/temessül eden aktüel köle ve yardakçıları, işgal altındakiülkesini, milletini yani namusunu korumaya çalışan sabık Osmanlı Zabitanı’nısuçlamaktadırlar. Evet, saldırının mağduru olmak yetmemiş, meşru müdafaadabulunmanız bile emperyallerin beslemelerine fazla gelmiştir. Doğal olmayan,ancak bir mankurt eliyle dizayn ve inşa edilebilecek bir çiğlik ile 20.yüzyılın mağdur milletlerinden birisi böyle pespaye suçlamaların muhatabıolabilmiştir. Utanılacak bir çabadır bu elbette ancak biz milliyetçiler içinşaşılacak ne var bunda? Bu soldan neşet eden ama özünde emperyalistyardakçılığından öteye gidemeyen saldırının bir başka (=paralel) türü deOsmanlı Zabitanı’nın elde ettiği zaferin, çeşitli geleneksel (yani bize aitmişgibi duran, örneğin dinî gibi görünen) anlatıların altında zayıflatılmasıçabasıdır. Bu utanmaz ve münafık çabanın altında, Selânik’te doğmuş bir Türkmengencinin, üzerinde güneş batmayan bir imparatorluğa ve yancısı Yunan devletinediz çöktürme başarısının yarattığı fena hazımsızlık yatmaktadır. Yani, (az daolsa) bizdenmiş gibi görünüp de vatanın namusunu kurtaran genç kadroya içteniçe bileylenen kargaların tasması da yine aynı emperyalist mahfillerdearanmalıdır (bulunacaktır da). Yine şaşırmadığımız üzere, bu yerel bilgi vekültüre aşina kargalardan millî bir tutum asla çıkmamakta, bu kargalar kolaycamillî ve manevi varlığımızın düşmanı olan bir kozmopolitizmidestekleyebilmektedir. Netice itibarıyla, ırkçılığa sözde-karşı olan bu grup veakımların, kuşatıcı ve barış-yanlısı Türk kimliği ile çok ciddi problemlerimevcuttur. Esas ırkçılık burada yatmaktadır ve mağduru Türklüktür. Ancak bunefreti dolaylama olmadan ifade edemediklerinden birtakım idealist/kozmopolitçiçek-böcek ideolojisi üzerinde iletebilmekteler. Bu çiçek-böcek anlatılarınkendisine kurban etmediği ulviir yapı da mevcut değil gibidir. Din, hukuk,insan hakları gibi önem verdiğimiz kavram ve kurumlar Türklüğe karşı birer söylemselsilah olarak umarsızca kullanılmaktadır.

Gelişme:Günümüzden Örnek Bir Rahatsızlık: Yerel Askerî Endüstrimiz

Bu-mış gibi yapan ama aslında “kuzu görünümlü çakal” hikâyelerin amacı, işaretedildiği üzere yürüyüşümüzün momentumunu kısmak veya tamamen yok etmektir. Bufaaliyetin son yansımalarından biri de silah teknolojileri alanındakigelişmelerin hafife alınmasıdır. Yine bu minvalde, büyük başarılar kazanan SİHAüretimimizin de sanki akrabalık ilişkilerine dayandığı gibi aptalca bir senaryoda bir yerlerde pişirilmiştir. Esasen, gelişmiş devletlerin gelişmiş kurumlarıolur. Bu kurumlar, idari/bürokratik hafızalarının gereği olarak kaliteli kamuhizmetini, her zaman ve her şartta millete sağlamaya devam ederler. Ancak 15Temmuz’a giden yolda, birtakım ihanet çetelerinin de muhtemel katılım vekatkıları neticesinde, bizim SAN’larımızın (Aselsan, Havelsan gibi) değerliçalışanlarını şüpheli şartlarda kaybettiğimizi de hatırlayalım. Demem o ki,FETÖ ve benzeri yapıların katkısıyla, o kaliteli bürokrasinin kalitesinde ciddikayıplar olmuştur. Ancak TB-2 gibi ürünlerimiz tam zamanında kullanıma sunulmuşve sahada başarılı olmuştur.[1]Mevzu şudur: Doğu Akdeniz’de, Ege’de, Suriye ve Irak’ta çarpışan TSK, önce FETÖeliyle pilotsuz, sonrasında ambargolar eliyle silahsız bırakılmak istenmiş,askerî ve sivil bürokrasimizin felce uğraması hedeflenmiştir. İşin tuhafı çokuzun vadeli bir oyun olarak planlanmış bu şeytan desisesi, çok kısa zamandabertaraf edilmiş ve Türkiye uğratıldığı mağduriyetin sıkıştıran kelepçesindenkendisini nispeten kısa bir zamanda kurtarabilmiştir. Kurtuluş Savaşı ile buson gelişmeler arasında elbette bir ölçek farkı vardır. Cumhuriyet tarihi içinKurutuluş Savaşı biriciktir. Fakat, emperyalist oyunun kendisini tekrarlayanyapısı özünde aynıdır. Mağdur yine, bugün de şeytanlaştırılmakta, üzerine birde silah sanayisi ambargo ile muhatap olmaktadır. Amaçlanan, Türkiye’nin mağduredilme çabalarının üzerinin örtülmesi, suçlu olarak ilan edilmesi, tüm bunlarıtakiben de Ege ve başka yerlerde savaşamayacak hâle getirilmesidir. Heyhat,oyun tutmamıştır, tutmayacaktır da! Burada, Ankara odaklı bakış açısının sonbeş yılda büyük başarılar elde ettiğini, millî menfaatlerimizi korumakanlamında olağanüstü fedakârlıkların neticesinde sağlam adımlar atıldığınıifade etmeliyiz. Bu tespitleri, aşikâr siyasal tercihime dayanan yanlıdeğerlendirmeler olarak okumamalısınız. Burada, siyasetüstü bir akıl ve uzlaşmamevcuttur izlenimini edinmekteyim. Bu işte hep tekrarladığımız devlet aklıdır.[2]Milliyetçi Hareket Partisi, bu aklın toparlanmasında ve liyakate dayalıgüvenlik ve dış politika kararlarına destek çıkılmasında öncü bir katkısağlamıştır. Milliyetçi kadrolar, devletin tüzelkişiliğinin arkasında metinbirer kişilik olarak durmuşlar ve dış müdahalenin başarısız olmasında en büyükrolü oynamışlardır. Bu rolün, gelecek seçimleri değil ve fakat geleceknesilleri düşünen, feragat sahibi milliyetçiler tarafından oynanması elbettekendilerine yakışanıdır. Başka türlüsü zaten beklenemezdi, beklenmedi de! Neticede,SİHA’lar, otonom sistemler, karadan karaya füzeler veya Sungur ile Hisar gibiHSS’ler (hava savunma sistemleri) pıtrak gibi üretilmekte ve test edilmektedir.Bu sektörel gözlemlerimiz, esas olarak devlet ve milletimize ait bir karakterinbelli bir alandaki tezahürüdür yalnızca. O karakter de kısaca; hayatta kalma,bu gemiyi kaderinin çizdiği ufuklara yürütme ve tüm bunları yaparken de dâhilîve haricî düşmanlarının da emeklerini boşa çıkaracak kavgayı verebilmeözelliklerini haiz “yüksek seciyeli millî karakterimizdir.”

Sonuç

Buyazının amacı işte tam da bu millî karakteri hedef alan söylemsel saldırılaradikkatinizi çekebilmektir. Bu saldırılar; bir dergi, bir gazete gibi oluşumlaretrafında kümelendirilen (kümelenen değil), sonrasında yerel ve millî unsurlarasaldırıya geçen, fikirsel bazda bertaraf edilmesi gereken saldırılardır.Ulusal menfaat ve kazanımlarımıza içeriden yürütülen bu “5’inci Kol”faaliyetlerini ancak fikrî anlamda yetişmiş, evrensel yeterliliklere sahip,okumuş-yazan milliyetçi kadrolar ile ifşa ve (fikir planında) ifna edebiliriz.Bu olgunlukta bir “zihin birliği”, 100. yılını kutlayacak Cumhuriyet’imizinbekası için büyük önemi haizdir. Üniversitelerde ve diğer kamusal alanlarda,millî meselelere Ankara odaklı yaklaşan kadroların desteklenmesi için ciddiadımlar atılmalı, var olan adımlar her türlü imkân ile desteklenmelidir.

 



[1] Bu sahada başarılı olma işiönemlidir. Sayın Cumhurbaşkanı ile akraba olan birisinin başarısı yalnızca buakrabalığa bağlı olmuş olsaydı, bu sistemler çeşitli ülkeler tarafından satınalınmazdı. Görüldüğü üzere istihbarî kâğıt fabrikaları (paper mill) burada dafaaliyete devam etmektedir.

[2] Devlet aklı, fantezi konusuedilecek bir şey değildir. Mistifiye etmeden açıklarsak; millî beka vegüvenliği önceleyen, liyakate dayalı kadrolaşan askeri ve sivil bürokrasininhiç durmadan devam eden faaliyeti sonucunda kendi menfaat ve zayıflıklarınınvs. tespit edebilmesi ve buna bağlı olarak politika yapımına yönverilebilmesidir. Büyük devletlerin güçlü bürokrasileri olur ve olmalıdır da!