NAİM’E GÖZYAŞI DÖKERKEN, DELİ PETRO’ NUN "BÖL -PARÇALA-YÖNET" RÜYASI ASIRLAR SONRA BULGARİSTAN’DA GERÇEKLEŞİYOR !!!

23 Haziran 2021 10:46 Nesrin SİPAHİ
Okunma
243
NAİME  GÖZYAŞI DÖKERKEN,  DELİ PETRO NUN  BÖL -PARÇALA-YÖNET  RÜYASI  ASIRLAR SONRA BULGARİSTANDA GERÇEKLEŞİYOR !!!

NAİM’E  GÖZYAŞI DÖKERKEN,  DELİ PETRO’ NUN  "BÖL -PARÇALA-YÖNET"  RÜYASI  ASIRLAR SONRA BULGARİSTAN’DA GERÇEKLEŞİYOR !!!

Nesrin Sipahi KIRATLI

GÖÇ AYRIŞMALARI
Bulgaristan Türkleri ilk önce Türkiye'ye göç edenler ve Bulgaristan'da kalanlar olarak bölündüler.. Bulgaristan'da kalanlar, Türkiye'ye göç edenleri ötekileştiriyor, Türkiye'ye göç edenler ise,  Bulgaristan'da kalanları eleştirmektedir. 1 Ocak 2007’de Avrupa Birliği üyesi olan Bulgaristan’da,  Türkler Avrupa ülkelerine yönelerek iş göçü yaşamaktadır. Avrupa’da olan Bulgaristan Türkleri, gerek Bulgaristan’da kalan ve gerekse Türkiye’de olanları ötekileştirmektedir.
SİYASİ AYRIŞMALAR
2017 yılında, Türkiye'nin desteği ile kurulan siyasi parti sayesinde Türkler bölünmüştür. Birbiriyle kavgalı ve konuşmayan kardeşler, komşular var. Sosyal medya klavye canavarlarını da göz önünde bulundurduğumuzda ayrışmanın boyutu daha net ortaya çıkmaktadır. Aynı bölücüler, 4 Nisan 2021'de yapılan Parlamento Seçimlerinde Türklerin en yoğun yaşadığı Kırcaali' den 1’inci sırada Türkiye ve Türk düşmanı olarak bilinen ve 15 Temmuz Darbesi’ni senaryo ve "Saçmalığın Daniskası” başlığı ile haber yapan bir gazeteciyi aday gösterdiler. Türklerin bir kısmı ise bugün Deli Petro'nun izinden yürüyen Başbakan Boriov'un partisini desteklemektedirler.  Rus Çarı I. Petro'nun (Büyük Petro, Deli Petro) döneminde Çarlık Rusya’sının dış politika stratejisi kendisinden sonra da devam ettirildiği bir gerçektir. Ülke siyasetinin fikri temeli I. Petro Dönemi’nde atılmıştır..  
KÜLTÜREL AYRIŞMA
Timur Dönemi’nden sonra, Büyük Türkistan’da oluşan siyasi otorite boşluğu, bölgede sürekli devam eden çekişmeleri de beraberinde getirmiştir. Bu nedenle Çarlık Rusya'sı için önemli bir hedef hâline gelen Büyük Türkistan üzerinde ayrıştırma politikaları geliştirilmiştir. Uygulanan politikalar yalnızca siyasi özellik taşımayıp, aynı zamanda kültürel boyutlarıyla da dikkat çekmektedir.  Çünkü özellikle uygulanan kültürel politikalar siyasi emellerin tamamlayıcısı niteliğindedir. Örneğin Kırım’da, Kafkasya’da ve tüm Türkistan’da gerçekleştirilmek istenen bu politikalar, bölge halklarının kültürel kodlarını kısmen bozmaya hatta ortadan kaldırmaya yöneliktir. Bugün gerek bölgede yaşayan gerekse dünyanın çeşitli bölgelerine dağılan Türkler olmak üzere, başka milletler tarafından Türkistan denilen geniş bölgenin “Orta Asya”  olarak adlandırılması uygulanan politikaların başarıya ulaşıp ulaşmadığının da cevabıdır.  Türkistan coğrafyasında günümüzde yaşamakta olanların Rus dilini, ana dilleri gibi konuşması ve özellikle bölge halkının büyük bir kısmının geçmişteki Sovyet yönetimini hâlen en ideal yönetim tarzı olarak görmeleri, övgüyle bahsetmeleri tarihsel süreçte uygulanan politikaların bölgenin genetik kodlarına etkisini ortaya koymaktadır. Benzer tabloyu, Bulgaristan'da Borisov'un uyguladığı "Kültürel Politika" resminde görebiliriz.
ANA DİLİ AYRIŞMASI
Ana dilimiz can çekişiyor, gönüllü Bulgarlaşanlar çoğalıyor... Naim'e gözyaşları dökelim, ancak bugünümüz dünden çok daha vahimdir. Hz. Mevlânâ'nın ifadesiyle, dün geldi geçti, yeni bir söz söylemek gerek...  Adların alınmasına ağlarken, bugün millî kimliğimizin temel unsuru ve adımız kadar önemli olan ana dilimiz karanlık bir döneme girmiştir. Bulgaristan Türk gençliğinin, ana diline hâkimiyetini göz önünde bulundurduğumuzda, ana dilinde kendilerini ifade edemedikleri görülmekte ve bu durum gelecek için tehlike içermektedir. Kuzeydoğu Bulgaristan’da yeni bir etnik modeli doğuyor: “Ana dili Bulgarca olan Türkler”.
Pek çok ailede Türk dili konuşulmuyor. Kuzey Bulgaristan’ da resmî dilimiz baskın, ana dilimiz karanlıkta kalırken, Güney Bulgaristan’ da ise literatürde olmayan Bulgarca-Türkçe karışımı yeni bir dil meydana gelmektedir. Görünen o ki, zorunlu asimilasyon yaşayan Bulgaristan Türkleri bugün gönüllü asimilasyon, dil asimilasyonu ile karşı karşıyadır.
BÖLÜCÜ, KIRICI VE TATSIZ ÇEKİŞMELER
"Milletler için en korkunç, en feci şey birbiriyle boğuşmaktır. Bulgaristan'daki Türkler de bu hastalığa yakalandı. Şiddetli ayrılıklar, birbiriyle boğuşmalar oldu. Daha ziyade geri kalan toplumlarda olan bu hâl, halkı perişan etti. Bazı hocalar, öğretmenler, ilerici, gericiler arasında başlayan bu çekişme sonraları aynı gruplarda da bölünmeye sebep oldu. Gazetelerde bunların birbirine attıkları çamurları gören, iftiraları okuyan halk kimin arkasından gideceğini şaşırmıştı. Ortada temiz rehber kalmıyordu. İşin acı tarafı Bulgarların yaptığı yetmiyormuş gibi birbirleriyle boğuşuyorlardı." (O. Kesikoğlu, Bulgaristan'da Türkler, Sf. 21)
SONUÇ
Türk dünyasına Doğu ve Batı olarak baktığımızda, Doğu’ da Türklere uygulanan şiddet içeren asimilasyon, Bulgaristan’da gönüllü bir şekilde ve sessizce yaşanmaktadır. Yıllar önce ekilen nifak tohumları bugün filizlenmektedir. Panslavizmi devlet politikası hâline getiren Rusya’nın ideali Balkan coğrafyasında sadece SLAV ırkı bırakmaktır. Ancak Panslavizmin ve komünizmin başaramadığını, demokrasi döneminde yaşanan bölünmeler ve ana dilimizin önemsizleştirilmesiyle gönüllü başarmış olacağız. Zorunlu asimilasyon Bulgaristan Tarihine geçen kara bir lekedir. Gönüllü asimilasyon ise Türk tarihine olumsuz bir damga vuracaktır. Acele etmeliyiz. Zira Deli Petro’nun rüyası gerçekleşmek üzere.
Bilge Lider Aliya İzzetbegoviç'in Bosnalı Müslümanlar için söylemiş olduğu sözler bugün Bulgaristan Türkleri için de geçerlidir. "Bize yapılan soykırımı unutursak bunu bir daha yaşamaya mecburuz, size asla intikam peşinden koşun demiyorum, ama yapılanları da asla unutmayın."
Bugün Naim filmine gözyaşı dökmekten ziyade,  Bulgaristan Türklüğünün bugününe, millî fecaatına gözyaşı dökmeliyiz.