EDİTÖRDEN

18 Ocak 2021 11:43 Prof. Dr.E. Semih YALÇIN
Okunma
759

Değerli Devlet Okurları,

Bir milletin tarihinde nesilden nesile geçen ve bireylere kendisini kabul ettirebilen bütün yerleşmiş fikirler, inançlar, örf ve âdetler, hareket tarzları, uygulamalar, hukuki kurallara bağlanmış sosyal ilişkiler siyasi aklı oluşturur. Kültürün işlenmiş, uygulanma hâline getirilmiş biçimini ve kurumları kapsayan siyasi aklın, belirli rollerden oluşan ve bu roller arası ilişkilerle biçimlenen unsurlar bütününe dönüşmesi siyasi sistemi tanımlar. Her siyasi sistem yaslandığı kültürün ve dünya görüşünün prensiplerine ve etkinliğine dayandığı hukukun esasına göre şekil alır.
Türk siyasi sistemi uyum ve uzlaşmayı, farklılıkları kendi içine alarak birlikteliği oluşturmayı hedeflemiş ve bu sayede köklü kültürünü yaşatmayı başarmıştır. Bu uyum, siyasi akıl ve stratejik akıl unsurlarının bir araya gelerek beka parolası ile bütünleşmiştir. Milletimizin tarihte aldığı rol ve bıraktığı izler bu aklın ve uyumun somutlaşmış hâlidir.
Devletimiz ve milletimiz binlerce yıldır en zor anlarda hep birleşmiş ve karşısına çıkan her türlü badireyi bu parola ile yerle bir etmiştir. En son 15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra devreye giren akıl ile sahip olduğu tarihî kodlar sayesinde yeniden harekete geçmiş ve 2017 yılında Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemini kurmuştur. “Önce ülkem ve milletim sonra partim ve ben.” diyen liderimiz Sayın Devlet Bahçeli tarihî beka parolası ile cumhur ittifakının ortaklarından biri olmuştur. Milliyetçi Hareket Partisi ve Türk milliyetçiliği sadece Türkiye’nin beka kavgasının değil aynı zamanda demokratikleşme ve kalkınma sürecinin de önemli bir parçası hâline gelmiştir. Türkiye bu dönemden sonra küresel kaos ortamında giderek öne çıkan büyük bir bölgesel ve küresel aktör olarak bağımsız, barışçı ama caydırıcı savunma ve güvenlik anlayışından taviz vermeden yoluna devam etmektedir. Ülkemiz; küresel pandemiye, ekonomik dalgalanmalara ve önemli bölgesel sorunlara rağmen odaklandığı 2023 ve sonrasının büyük ve güçlü ülkesi hedefine doğru kararlılıkla ilerlemektedir. Bu yürüyüş, kurulmakta olan “Güçlü Türkiye”nin  dünyaya nizam veren, atalarından tevarüs ettiği birikimin ışığında, bölgesel ve küresel barışa katkıda bulunmaya hazır bir konumda olan bir yürüyüştür. Türkiye’nin bu hedeflere ilerleyebilmesi için siyasette de hem millet ekseriyetinin desteğini alan hem de millî çıkarları ve devletimizin bekasını gözeten cumhur ittifakı güçlenerek devam edecektir.
Batılı ülkeler başta olmak üzere dünyada hoşgörüsüzlüğün, gaddarlığın, inançlara karşı saygısızlığın hâkim olduğu bu dönemde, Türk devleti tarihî misyonunu gerçekleştirmeye, âlemlere nizam vermeye yeniden hazırdır.
Esen kalınız efendim.