KADERİNE TERK EDİLMİŞ BİR ŞİFA KAYNAĞI: ÇİTLİ MADEN SUYU

09 Kasım 2020 15:52 Semih DİRİ
Okunma
91
KADERİNE TERK EDİLMİŞ BİR ŞİFA KAYNAĞI: ÇİTLİ MADEN SUYU

KADERİNE TERK EDİLMİŞ BİR ŞİFA KAYNAĞI: ÇİTLİ MADEN SUYU
Semih DİRİ

Bursa ve çevresi hem maden suları bakımından hem de kaplıcaları bakımından zengin bir coğrafyadır. Bursa il merkezine 59, İnegöl ilçe merkezine 14 kilometre uzaklıkta bulunan Çitli köyü, yörenin tarih ve kültürel açıdan en köklü yerleşim yerlerindendir. Zengin doğal güzelliklerinin yanı sıra köy kırsalında bulunan ve geçmişi Osmanlı Dönemi’ne uzanan Çitli Maden Suyu gerek İnegöl gerekse Türkiye için mühim bir değerdir. Bu yazıda Çitli Maden Suyu’nun 150 yıllık tarihî geçmişine ve bugün mezbelelik hâlinde kaderine terk edilişine değineceğiz.
Tanzimat Dönemi’nde Osmanlı Devleti toprakları üzerinde ve altında bulunan madenlerden istifade edilmesinin amaç ve yöntemini ortaya koyan Kanuni Nizamnameler çıkartıldı. 17 Temmuz 1861’de ilk defa Maden Nizamnamesi çıkartılmıştır. Bu nizamname daha sonraki yıllarda geliştirildi. Maden Nizamnamesi’nde, maden suları ihalesi, işletilmesi ve değerlendirilmesi gibi mevzuatlara yer verilmiştir. 10 Mart 1900 yılında “Maden Suları Hakkında Nizamname” hazırlandı. Bu nizamnamelerin ahkâmına göre maden suları değerlendirilmiştir. 10 Haziran 1926 tarihinde “sıcak ve soğuk maden sularının istismarı ile kaplıcalar tesisatı hakkında” 927 numaralı Kanun ile Cumhuriyet Dönemi’nde maden sularının değerlendirilmesine devam edilmektedir ( Akpınar: 2017, 844).
Çitli Maden Suyu çok uzunca bir süredir doğal olarak çıkmaktaydı ve uzunca bir süre yerli halk tarafından istifade ediliyordu. Maden suyunun şöhrete kavuşup kurumsallaşması ise başlı başına bir tarihî olaydır. Osmanlı padişahlarından Sultan Abdülaziz’in bir mide ağrısı suyun tanınmasına vesile olmuştu. Fazla yemek yemesiyle ünlü olan padişah hazımsızlık şikâyeti yaşayınca kendisine maden sularından içmesi tavsiye edildi. Padişah, 1861 tarihinde bir tamim yayımlatarak Türkiye dâhilinde bulunan maden sularının bir yarışmada tecrübe edilerek en kalitelisi ve en iyisinin belirlenmesini istedi. Bu müsabakada birinciliği Çitli Suyu kazandı. Sultan Abdülaziz ve II. Abdülhamit de bu kıymetli suyu tercih ettiler. Şöhreti artan suyu doktorların da tavsiye etmesiyle İstanbul’da mide rahatsızlığı olanlar hastane ve eczanelerden bu suyu sormaya başlamıştır.
Köylüler faydasını gördükleri suyu kendi imkânlarıyla naklederek mide rahatsızlıklarına karşı tedavi maksadıyla öteden beri kullanırlardı. Maden suyunu pazarlayarak ekonomik bir değere dönüştürmeye yönelik ilk girişim Rençberoğlu Angelos adlı bir müteşebbis tarafından yapılmıştır. 1866 tarihli talep yazısında Angelos, daha önce verdiği arzuhâli hatırlatarak suyu keşfedenin kendisi olduğunu Çitli Maden Suyu’nun faydası tescil edildiğinden artık işletme hakkının kendisine verilmesi konusunda defalarca müracaatlarda bulunmuştur. Angelos’un ısrarlı talepleri üzerine durumu değerlendiren hükûmet projeye 8 Kasım 1866 tarihinde onay vermiştir. İmzalanan mukaveleyle Çitli Maden Suyu’nun hangi şartlarda işletileceği belirlenmiştir. İnegöl kazasında bulunan Çitli Maden Suyu’nun işletilmesi hakkında verilen imtiyaza dair mukavelenamede 15 madde vardı (Detaylı bilgi için bk. Polat 2018). Bunlar arasında sözleşme müddetinin fermanın yayımlanmasından itibaren 12 yıl olması, İstanbul ve diğer yerlere nakledilecek sulardan iki yıl süreyle vergi indirimi yapılması, Sarrafoğlu Tekovar ile Rençberoğlu Angelos’un vekili olduğu yerli bir şirkete imtiyaz hakkı tanınması gibi maddeler bulunuyordu.
Sonraki süreçte Ahmet Vefik Paşa’nın Bursa valisi olduğu yıllarda (1879-1882) maden suyundan elde edilen senelik gelirin 22 Şubat 1881 tarihli kararla Bursa Gureba Hastanesine tahsis edilmesini sağlamıştır. Çitli işletmesinin müteakip imtiyaz sahibi Faik Paşa ile Ahmet Vefik Paşa arasında sorun yaşanmış ve mahkemelik olmuşlardır. Bu yıllarda maden suyu şişeleri yurt dışından ithal ediliyordu ve Vefik Paşa’nın hamleleriyle artan vergiler Çitli Maden Suyu’nun yurt dışıyla rekabetini olumsuz etkiliyordu. Sonraları Beykoz’da da şişe üretilmeye başlanmıştı. Faik Paşa’nın imtiyaz sahibi olduğu yıllarda salnamelere bakıldığında tesiste atılım gerçekleştirdiği ve bir dairenin yapılmış olduğu anlaşılmaktadır.1892 tarihli salnamede verilen bilgiye göre gelen ziyaretçilere hizmet sunabilmek amacıyla daha sonra lokanta ve otel yapılmıştır. Su o kadar değer görüyordu ki pek çok büyük ilde şişelerin içine başka sular katılarak sahtekâr kimi kişiler Çitli Maden Suyu’nun şöhretini kullanıyordu. Hatta suyun kıymetini göstermek için şişelere bandrol bile yapıştırılmıştır.
Servet- i Fünun’da 15 Kasım 1906 tarihinde çıkan habere göre Çitli’de yapılan otel 35 metre ön cephe uzunluğu, 16 metre bina yüksekliğine sahip olup dört katlı ve ahşaptı. (Bkz. Servet-i Fünun, C. 32, S. 812, 2 Teşrin-i Sani 1322/15 Kasım 1906). Yazının devamında yapılması planlanan ve bir türlü yapılmayan demir yolundan bahsedilerek demiryolu yapılması takdirde şişelerin ucuza nakledileceği ve otel müşterilerinin kolayca ulaşım sağlayabilecekleri belirtilmiştir. Maalesef demir yolu yapılamamış ve tesisler gün geçtikçe atıl hâle gelmiştir.
Kurtuluş Savaşı yıllarındaysa vilayetin birçok yerleri gibi Çitli membaı da Yunanlılar tarafından bomba ile tahrip edilmiş bulunduğundan su azalmış ve karışmış olduğundan kazı ve temizleme yapılmış neticede suya eski lezzet ve nezafeti iade edilebilmiştir.
 Cumhuriyet Dönemi’nde de su değerini korudu. 1927 tarihli şişe etiketinde analiz raporuna yer verilmiş, karaciğer, böbrek, mide ve bağırsak hastalıklarına iyi geldiği belirtilmiştir.  Etikette “kadîme-şifaiyyesini” muhafaza ettiği İnegöl Belediyesi tarafından bir doktor nezaretinde doldurulduğu yazmaktadır. 29 Eylül 1946 tarihli şişe etiketinde maden suyunun karaciğer, safra yolları, mide ve bağırsak hastalıklarına şifa vereceği yazılmıştır. Ayrıca burada Ankara Ziraat Fakültesinde yapılan bir tahlil raporuna yer verilerek talep edenlerin Çitli Maden Suyu Ortaklığından temin edilebileceği belirtilmiştir. 1946 tarihli şişe etiketlerinde güncel tahlil raporlarının yer alması suyun özelliğini kaybetmediğini, az da olsa satışının devam ettiğini göstermektedir. Sonraki yıllarda iyice duran satışlar nedeniyle sudan istifade etmek isteyen halkın artık kaynağın olduğu yere gitmesi gerekmekteydi. (bk. Polat: 2018).
Geçmişte Çitli Maden Suyu, biri yerli yarışmalarda biri Amerikan sergilerinde 7 tanesi de Avrupa panayırlarında toplam 9 madalya kazanmıştır. Bu sergi ve panayırlar şunlardı; 1855 Paris, 1862 Londra, 1867 Paris, Osmanlı Millî Sergilerinde, Viyana 1873, Filedelfiya 1877, Paris 1884, Nis 1884, Anvers 1885. Bu maden suyu örnek bir maden suyu olmuştur. Bir yerde bir maden suyu membaı bulunduğu zaman kaliteli olup olmadığı bu maden suyu ile karşılaştırılarak karar verilirdi. ( Akpınar: 2017, 854).
Bugünse tesisten sadece ana bina günümüze ulaşmıştır. Şöhreti Avrupa’ya ulaşmış Çitli Maden Suyu çöken çatısıyla bakımsızlıktan içinde kurbağaların yüzdüğü bir izbe şekildedir. Günümüzde yan yana üç çeşmeden akan kaynaklardan biri maden suyu olarak akmaktadır, serbest karbondioksitli olan diğer kaynak maden suyu sodası yapımında kullanılabilecek niteliktedir. Üçüncü kaynak ise içimi zor, gazsız ve acı bir sudur. Bikarbonatlı olan bu kaynak su, içme şeklinde sindirim sistemi, karaciğer ve pankreas rahatsızlıklarının tedavisinde kullanılır. Demir de içeren bu sular kansızlık ve deri üzerindeki kırışıklıkları gidermeye yaramaktadır. Bakımsızlık ve kaderine terk edilmiştik yüzünden boşa akan ilk çeşmede su iyice azalmış tüm ihmallere rağmen su lezzetini ve şifasını korumaktadır. Bugün marketlerde maden suyu diye aldığımız ürünlerin çoğu kimyasal müdahalelerle yapılmaktadır. Çitli Maden Suyu iyi bir işletme ile hem zengin bir şifa kaynağı hem de yöre halkı için önemli bir iktisadi kazanım olacaktır. Yerel basında yıllardır maden suyunun durumuyla ile ilgili haberler yapılmıştır. Dedikodudan öte gitmeyen haberlere ve sayısız açıklamaya rağmen yıllar geçmiş bölgeye tek çivi çakılmamıştır. Her geçen gün bakımsızlıktan bu doğa harikası bölge iyice atıllaşmıştır.
İlk seçenek olarak Çitli Maden Suyu yeniden faaliyete geçirilebilir. Bu maden suyunun faaliyete geçmesiyle bölge cazibe alanı olacaktır. Yöredeki pek çok vatandaşa iş imkânı doğabileceği gibi ülke ekonomisine de katkı sağlanacaktır. Eğer ki yapılan testlerle dolum miktarının ticari işletme için yetersiz olduğuna karar verilirse yıkılan otel ve işletmeler yeniden tarihî dokusuna uygun bir şekilde inşa edilmelidir. Bursa- Ankara kara yoluna çok yakın bir mevkide olması dolayısıyla tesis turizm alanında varlık gösterebilecektir. Böylece Türkiye’nin ilk maden sularından olan Çitli Maden Suyu yeniden hayata kazandırılacak bu suretle millî sularımız yeniden iç ve dış pazarlarda boy gösterebilecektir. Köylü ve civar ahali için katkıya dönüştürülmesi gereken bu doğa harikası alan, bu şekliyle oradan su almak isteyen kişiler için de risk taşımaktadır. Bir an evvel ilgili kurumlar eliyle yıkılan binalar aslına uygun inşa edilmeli, bağlantı yolu yenilenmeli insanlara nefes verecek doğasıyla ve eşsiz tadıyla Çitli Maden Suyu ve civarı aslına dönmelidir. Görüldüğü gibi güçlü bir tarihe sahip bu cennet bölge için artık somut adımlar atılmalı ve Çitli Maden Suyu yalnızlığından, kaderine terk edilmişliğinden kurtulmalıdır.

Kaynakça
Akpınar, D. “Çitli Maden Suyu”, Socıal Scıences Studıes Journal, Vol:3, İssue:6, 846-858, 2017.
Polat, M.  “Uludağ’ın Eteğinden Fışkıran Şifa: Çitli Maden Suyu Ve 1887
Tarihli “Çitli Maden Suyu” Kitabı” Route Educational and Social Science Journal Volume 5(12), October 2018, 64-78.
Servet-i Fünun, C. 32, S. 812, 2 Teşrin-i Sani 1322/15 Kasım 1906.....