TÖRENİN BOZULMASININ DEVLETE VE HALKA ETKİSİ: BEĞREĞİN FACİASI

31 Mayıs 2018 17:23 Sebuhi HESENOV
Okunma
401
TÖRENİN BOZULMASININ DEVLETE VE HALKA ETKİSİ: BEĞREĞİN FACİASI

TÖRENİN BOZULMASININ DEVLETE VE HALKA ETKİSİ:BEĞREĞİN FACİASI

SEBUHİ HESENOV

Türkler tarihi boyunca büyük imperatorluklar kurmuşlar. Türklerin bu kadar güçlü olmasının asıl nedeni töredir. Türkler töreleri yaratmış ve ona tabi olmuşlar. Töreler yazılmamış düzen kanunlarıdır. Her bir Türk’ün töreye tabi tutulması gerektir.Türkler törenin Tanrı tarafından verildiğine inanmışlardır. Onun için töreye karşı gelmezler. Töreye karşı gelenler ise cezalanmışlar. Bamsı Beğrek’in de cezalanması töreye karşı gelmesi olmuştur.

Anahtar kelimeler: Türk,töre, devlet, oğuzlar,  Bamsı Beyrek,

EFFECTIVENESS OF THE CEREMONY DETERIORATION  IN THE STATE AND THE PEOPLE. TRAGEDY OFBEGREK

Turks haveestablished great imperators throughout history. The real reason why the Turksare so powerful is the custom. The Turks have created the customs and they havebeen be liable  to it. Customs areunwritten  regularity laws. It must be aTurkish tradition to be held. The Turks believed that the custom was given byGod. For him, they will not custom against the custom. Those who opposed the custom were punished.  to The punishment of Bambi Begreğinde,  accordingly has been come to against thecustom.

Key words:Turkish, custom, state, oguzlar, Bami Beyrek,

Türk dünyasının en değerli eserlerinden olan Kitabi Dede Korqud özünde böyük sır saklamaktadır. Dastan boylardan ibaret olsa davahid mezmun ve mana vardır. Dastanda Oğuzların hayat fealiyyetleri, yaşamlarıve psixolojisi ile bağlı çoklu melumat vardır. Qalın Oğuz elinde baş veren hadiseleri dastan şekline salınması Oğuzname yaradıcılığının en böyük uğurlarındandır.

Oğuzların kurdukları devlet Kalın Oğuz İli adlanmakdadır. Bu devlet tayfa ittifaqından ibaret bir devlet yapısını hatırlatmaqdadır.Devletin ireli gelenleri federasyon şeklinde merkezi hakimiyyete daxil olantayfa, boy başçılarıdır. Hetta biz burada uc beyliklerin de olduğu qenaetindeyik.Bekil boyunda serheddi koruyan uc beyinden bahs edilmektetir.

Devletin diger bir özelligi ise Gmulyovun Teles-Tarduşdediğimiz devlet yapısına sahib olması idi. Türkistanda ve diger türk devletlerinde gördüyümüz bu devlet yapısı Türk devlet güçünü oluşturmakla birlikte hem de onu parçalanmasına sebeb olmuşdur.

Kalın oğuz eli herbi demokratiyaya bağlı herbi aristokratiyanın idare etdiyi güclu bir devlet olmuşdur. Bunun üçün de devletin Ana Yasası olan kanunları türk  töresine dayanmıştır.Devletin displinini sağlayan töre ne kadar güclü olurdusa devlet de aynı gücde olurdu. Törenin bozulması halkın, halkın bozulması ise devleti çökertirdi. Herhangi bir düzenin bozulmaması için onu güncellemesi gerekmektedir. Bunun içindetürkler törenin bozulmamsı için onu güncellemiş yeni devletler yaratmışlar.Törenin güclü olması aynı zamanda devleti de güclü kılmıştır. Gültigin yazıtlarında aynen bunu kast etmiştir. Müdrik xaqan (Bumin Hakan) imiş, cesurxaqan imiş. Eyanlarıda cesur imiş. Beyleride xalqı da düz imiş.Onun üçün elece yaratmış . İl yaradıb, töre koymuş (Recebov, Memmedov: 1993).

Devletin çökmesinin bir sıra nedenleri vardır. Bu sebebleri siraladığımız zaman karşımıza böyle bir manzara çıkacakdır. Devltin daha güclü bir devlet tarafından mağlub edilerek, dağıdılması ve devlet töresinin bozulması.

Birinci neden üzerinde durmak gerekirse bu zaman devlet tutsak altına alınsa bile işğal güclerine karşı bir direniş olacaq ve bu yeni devletin doğumuna neden olacaktır ve ya halk başka bir yere köç ederekyeni bir devlet kuracaklardır. Anlaşıldığı gibi töre bozulmadığı sürecedevletin yaşama ihtimalı vardır. Türk İllerinde özellikle de Anadolutürklerinde “İl bozulur, töre bozulmaz”değimi de buradan töremektedir.  Lakin törenin bozulması bir devletin ve ya halkın dehşet doğuracak aşamadan keçmesine sebeb olacaktır.

Törenin devlet yapısında sanki bir psikolojini temsil etmektetdir. Bu psikoloji devletin sert tavır alması kendi bünyesinde zerre kadarda olsa boş yer bırakmazsızın güclü bir biçimde güçlendirici etkinliklerin yapılmasını sağlamaktatır. Aynı zamanda bu güç bulunduğu bedenın yaşlanmasını ve düzenin bozulmasını anladığı zaman kendine yeni bir vücud  yaratarak yeni bir başlanğıç sağlamaktatır.Türk töresinin bu tutumu fizik ilminde tabiatda enerji hiç bir zaman yok olmaz birhalden başka bir hale dönüşür teorisine benzemektetir. Anlaşıldığı gibi töre kendisiyle birlikde yasaları oluşturarak devleti ve milleti var etmektetdir. Etnosun dinamik yükselişi aniden değişe bilir. Bu zaman dinamik yükseliş büyük oranla enerji kaybeder ve onun maksadlı şekilde ötürmek gücünü yitirmeğe başlar(Gmulyov: 1995). Bunun için de samki görünmez bir güc türk imperatorluklarını yıkarak, başka türk birliği içinde yeni bir türk devleti,imperatorluğu kurar. İşte bu güc töredir.

Türklerin töreye verdiği önem halk değimlerinde dekendini göstermektedir. Töre kanun değil,kanun gibi zordur, qanuna (töreye) eyilen el olur, eyilmeğen ne olur? Töresizoyun, kırar boyun gibi bir çok atalar sözleri vardır. Töre aniden değil,türklerin var oluşlarından bu yana onların yaşam biçimi, yaşam güçüdür. Türkler törenin Tanrı tarafından türklere verildiğini inanır ve ona karşı çıkmağı faleketlerin sebebi olarak görürlerdi. Orhun yazıtların demek olar ki, enünlü  söyleneni olan   "Ey Türk! Üstte mavi gök çökmedikçe, altta yağız yer delinmedikçe, senin ilini ve töreni kim bozabilir" cümlesi türk dünyasında bir slogan olmuştur. Bu bağlamda Türklerin töreye ne kadar sadıkkalmaları ve onu kutsal bilmekleri anlatılmaktatır. Çünki, töre türkün tarihidir, birikimidir, inancıdır, her şeyidir. Türk töresi eski türklere atalarından kalan kaideler mecmusu demektir (Ziya Gökalp: 1923).

Töre türkün gücünü göstermektetir. Onları bir araya getiren ve teşkilat kurduran da odur. Ünlü türkolog Jean-Paul Rouxsun türkler kendilerini “güclü” adlandırmakla haklıydılar, koşullar zordu ve ancak yasalara uyarak yaşa bilirlerdi demektetir (Jean- Paul: 1999).

Törenin bozulmağa başladığı zamanlarda devlet sütunları bir bir çökmeğe başlar. İlk önce devleti oluşturan devletin asıl sahibleri olan halk bir zamanlar karşı çıkmadıkları yasaları bozmağa başlar vezamanla da ona karşı çıkarlar. Lev Gmulyovun dedigi gibi devletin pasi onarlığı öldüğü zaman orada ilk önce manevi tenezzül yaşanır.  Halkın bozulması orada teşkilati bir yapının ve ahlak sisteminin çökmesine sebeb olur. Osmanlı İmperatporluğunun merkezinde olan ahlak durğunluğu imperatorluğun bütün kurumlarını sarmıştır (Parmaksızoğlu:1982)

Kitabi Dede Korkudun kahramanlarından biri olan Beyreğinde ölümü aynen böyle bir zamanda oldu. Aslında Beyrek boyu yıkılmağa başlamış Oğuz İlinin durumunu yansıtmaktatır. Boyun önemli  kahramanları türk yasalarını çiğneyerek verdikleri sözleri tutmamaktatılar. Beyrek boyunda bu ilk önce iyi bir sonlukla bitmesine rağmen türk törecileri tarafından Beğreğın sonuncu boyda Aruz beytarafından haincesine öldürülmüsiyle töreni çiğneyenlerin en ağır cezayla yarğılanmasını göstermek istemişler. Töre hukukunun düzeninin bozulması onu bozanın alçaldılmasına ve ya öldürülmesine  sebebola bilirdi (Kamal: 2004).

Destan bakıldığında boyların sadece aynı birzamanda değil de farklı zamanlarda  olan hadiselerin destana uyarlanmasını görmekteyiz. Ama bu boylar bir birlerinin devamı değil de farklı zamanlardakı kahramanları aynı döneme uyarlanmağa çalışıldığı gözükmektetir. Beğreğin boyu ise sonunucu boy olan İç Oğuza Dış Oğuz asi olub Beyrek öldüğü boyundan daha önce olması ve aynı dönemlerde rastlamasını görmekteyiz.

Boyun qarışması esasen Beyreğin Banu Çiçekle karşılaşmasıile boyda  ziddiyyetler başlamaqdadır.İlk önce onu söyleyelim ki, buradan başlayaraq törenin bozulması her bir qehremanın dilinden belli olur. Eserin kahramanlarından Qam Püre oğulsuzluqdan şikayetlenir ve Qalın Oğuz İlinin böyüklerinin duası ile  Allah onun isteğini qebul ederve ona bir oğul verer. Bu oğlun adını Bamsı qoyurlar. Dede Qorqud Bamsının kahramanlığından sonra ona ad qoyarken Kam Püreye Senoğluna Bamsam deyib oxşarsan deyerek adını Bamsı Beyrek qoyur. Anlaşıldığı gibi Kam Püre tek oğlunu şimarık bir biçimde büyütmüştür. Çünki Bamsı sözü dilimizde hayla işlenen bambılı sözüne benzemektetir. Bu söz erköyün, şimarık,daima eğlenen bir ifadeni anlatmaktatır. Kam Bürenin bu tutumu törenin demir disiplin anlayışına ters düşmektetir. Bezirganların Bamsının onlara yardımetdiğini söylediği zaman şaşkın bir biçimde Oğlum Başmı kesti, kanmı töktü söyleyerek aslında bamsının iğitliyine şaşırmıştır.

Eserde töreye karşı gelenler ilk sirada olaraq Kam Büredir. Beyregin evlenmek istemesini öğrenen Kam Püre sanki Banu çiçeği unutmuşcasına sual eder. Bununla da 16 yıl öncesinde verdiği sözü unutmuşcasına.Oğuzda kimin kızını alı vereyim sana sormaktatır.

Banu çiçeğin babası Pay Biçen bey eserde o kadardatesirli bir süret değildir. Beyleden Allahın onun üçün bir qız dilemesini isterve olacağı kızı Kam Pürenin oğlu olursa ona beşik kesmesi edeceğini söyler.İşin asıl tarafı da burada. Dede Qorqud Banu Çiçeğin babası Pay Piçen Beyden değil de erkek kardeşi Deli Karçardan ister. Banu çiçeğin düğününe az kalmışbir casus  Bayburt hasarının beyine Baybican beğ sana vereceği kızı Bamsı Beyreğeverdi der.  Baybicanın bu haraketi ilk önce evlilik diplomasini hatırlatmaktadır ve üstelik bundan devlet kademesinden kimsenin haberi yok. İşte buradan böyle bir soru çıkmaktatır.Baybican Kam Büreyele anlaşmasını unutmuş ve kızı başka birine söz vermiş. Bu okadar gizli tutulmuş ki, Oğuz İlinden kimsenin bundan haberi yok. Banu Çiçek babam bana beni yüzü örtülü beğreğe vermişimderdi, olmaya bu o iğit ola der. Demek ki Banu Çiçeğinde babasının Bamsı Beyreğe vermesinden haberi var ama tekur konusunda hiç bir şey bilmemektetir.Ne de kardeşi Deli Karçarın ki, o da başlık veren Bamsı Beyreğe kızı vermek istemez. Burada Pay Piçen beyin türk töresini bozarak verdiği söze sahib çikmadığı görülmüktetdir.

Eserin diger bir kahramanı olan Dede Korqud buboyda sanki, kendi ulu makamından uzaklaşmış ve adi bir insan olmuş. O Deli Karçarınyanına gittiğinde Deli Karçar ona sinirlenerek onu yakalar. Bir zamanlar Dede Korkudun karşısında baş eyen oğuzlar şimdi sanki ona o kadar da sayğı göstermemeğe başlamışlar. Deli Karçarın bu haraketi Allaha hoş gitmez ki, Dede Korkudun elin kurusun demesiyle elleri kurur. Daha sonra Deli Karçar ellerinin açılmasından sonra da sanki,verdiği sözü tutmamak için zor bir başlık ister. Eserin sonlarına yakın Bir zamanlar kız kardeşini vermek istemeyen Deli Karçar Kazan Hana Beğreğin ölüm haberini getirene kız kardeşini vereceğini söyler. Burada biz Deli Karçarın değiştiğini görmekteyiz.

Eserin asıl kadın kahramanı Banu Çiçeğin de töreni bozduğunu görmekteyiz. Beyrekle Banu çiçek karşılaşdığında kendini başka biri gibi göstererek Banu Çiçek ol öyle insan  deyildir ki sana görünsün söyler. Buradanda aydın olmaktatır ki, Türk töresi sanki buna izin vermez, hatta bunuyasaklar. Banu Çiçeğin daha sonra kendini Bamsı Beyreğe tanıtaraq onunla sevişir. Bu türk töresinide kabul edile bilir bir şey değildir.

Eserin asıl kahramanı Bamsı Beyrek ise türk yasasını bir kaç kere bozmaktatır. İlki bazirganlara yardım etmesini babasından saklamaktatır. İkincisi hapisde olduğunda tekfurun kızıyla eylenmesi, digeri ise ona yardım eden tefkurun kızına senin için geri döneceğim dönmezsem kendi kılıcımla doğranayım der. Görüldüğü gibi Bamsı Beyrek geri dönmeyerek kendi andına sahib çıkmamaktatır. Beyreğin başka bir kadınla eğlenmesi türk töresini bozmaktatır. Çunki, yazıtlar bize kesin olarak tek kadınlığı söyler (Köksel:2011). Diger bir sebebse ozan giyminde Kazan Hanın yanına geler ve kendini Handan saklar. Yani kendi planlarını için bile olsa handan hiç bir şey saklanmamalıdır.

Bamsı Beyrek boyunda artık biz Türk devlet yapısıda bozulmaları görmekteyiz. Verilen sözler tutulmaz, düşman Oğuz İline saldırara kesir götürer ama intikamı alınmaz ve türk töresinin en çok karşı olduğu zina çokalır. Burada biz kırk oynaş Boğazca Fatma adının olduğundan böyle bir kanaate geldik. Bir zamanlar töreye göre cezalanan zina edenler, kılıcla ve ya okla idam edilirdi. En iyi şekilde ise aid olduğu boydan kovulurdu. Ama bu boyda kırk oynaşlı Boğazca  Fatma cezalanması bir tarafa, düğünlere bile katılıb, hatunla birlikde eğlencelere bulunması töre tarafından kabul edilir bir sey değildir. Oynaş Fatma buradayalnız deyil, anlaşılığı gibi onunla eğlenen diger oğuz igidleri de bu suça ortak olmuş ve cezasız kalmışlardır.

Diger türk imperiyalarında olduğu gibi Kalın Oğuz İlinin de yıkılması aynı senaryo üzre devam etmektetdir. İlk önce töre bozulmağa başlar ve buna uyğun olarak devlet adamları arasında düşmanlık yükselir. Sonuncu boyda Beğreğin öldürülmüsi ile aslında türk töresinin cezası olarak bakmak gerek. Beyrek hemde İç Oğuz ve Dış Oğuz arasında akraba (göygü,damat) bağını oluşturmaktatır. Onun ölümüyle bu bağ adeta kopmuş olur. Kazan Hanın Aruzu yenerek devletin birliğini yeniden sağlamasına karşın artık ilk çatatılmıştır.

Oğuz İli devlet yapışı dolayısıyla tayfa ve ordalardan ibaret olmuşdur. Onun devlet düzeni sıkı töreye dayalı olmuştur. Bu törenin bozulmasıyla devletin de bozulma aşamasına girdiğini görmekteyiz.

Kaynakça

ABDULLA,Kamal, “Dede Qorqud Kitabında Dövlet ve Hüquq Haqqında Ideyalar”, DedeQorqud Dünyası (Meqaleler), Bakı, Önder Neşriyyat, 2004, s. 58-76.

GMULYOV,Lev, Etnogenez ve Yerin Biosferi, Bakı, 2005, 551 s.

GÖKALP,Ziya, Türk Töresi, İstanbul, 1923, 134 s.

KitabiDede Qorqud, Asıl  ve SadeleşdirilmişMetniler,Bakı, 2004, 376 s.

KÖKSEL,Bahiye, “Orhun Yazıyaltında Kadın”, NWSA, 2011,Volume: 6, N2, 350-341 s.

PARMAKSIZOĞLU,İsmet, Türklerde Devlet Anlayışı İmperatorluk Devri (1299-1789), Ankara,1982, 176 s.

RECEBOV, E.,MEMMEDOV, Y. O., Yenisey Abideleri, Bakı, 1993, 400 s.

ROUX,Jean Paul, Eskiçağ Ve Orta Çağda Altay Türkerinde Ölüm,Tercüme: AykutKazancıgil, İstanbul, 1999.