EDİTÖRDEN

19 Mart 2020 11:41 Prof. Dr.E. Semih YALÇIN
Okunma
556

Değerli Devlet Okurları,
Türk savaş tarihi dünyaya yön veren önemli meselelerle doludur. Orta Asya’dan başlayan bu tarih tüm ana karalara yayılarak süre gelmiştir. Selçuklu İmparatorluğu’nun kuruluşuna önayak olan 1040 yılındaki Dandanakan Muharebesi, Türklerin Anadolu'nun kapısını araladığı 1071 yılındaki Malazgirt Savaşı, Yeni Çağ’ın başlangıcı sayılan 1453 yılındaki İstanbul'un Fethi, I. Dünya Savaşı’ndaki Çanakkale Savaşları, Osmanlı İmparatorluğu’nun üzerine Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasını sağlayan Kurtuluş Savaşı, Kuzey Kıbrıs'taki Türkleri savunmak için yapılan Kıbrıs Harekâtı; Türk askerî tarihindeki birkaç önemli dönüm noktalarından bazılarıdır. Milletimiz, ordu millet anlayışını tarih boyunca benimsemiş ve zafere bu anlayış içerisinde ulaşmıştır. En son yaşanan FETÖ’nün hain darbe girişiminin milletimiz ve devletimiz tarafından bastırılması da Türk savaş ruhuna örnektir.
Ülkemiz coğrafi konum açısından çok kritik bir yerdedir. Hegemon güçlerin gözü tarih boyunca bu topraklarda olmuştur. Orta Doğu’yu karıştıran bu güçler gözünü yine topraklarımıza dikmiştir. 27 Şubat akşamı İdlib kırsalındaki birliklerimize Suriye rejim güçlerine ait uçaklar tarafından düzenlenen ve Türkiye’yi bölgede gerçekleştireceği büyük operasyondan caydırmaya matuf alçakça hava saldırısı, içeride ve dışarıda bozulan birçok kirli hesabı açığa çıkarmıştır. Suriye’de cereyan eden hesaplaşmanın merkezinde; Türkiye, Rusya ve İran arasında akdedilen, bu ülkede barışın tesisine yönelik Astana ve Soçi mutabakatlarına rağmen adı konulmamış anlaşmazlıklar yer almaktadır. Bunların başında Suriye’deki rejim muhalifi silahlı grupların tanımlanması gelmektedir. Yaşanan bu süreçte Türkiye’nin rejimle temasa geçmesini isteyenler bilmelidir ki bu yolla ne Türkiye’nin Suriye topraklarında askerî operasyon yapmasını gerekçe oluşturan PYD/PKK terörü bitecek ne de sivillere yönelik rejim saldırıları son bulacaktır. İdlib’de yaşanan saldırıların nedenlerinden biri de sınırı olan Hatay’dır. Sayın Genel Başkan’ımız Devlet Bahçeli’nin de dediği gibi “Kim Hatay'a göz dikiyorsa o gözü oyarız, kim el uzatıyorsa o eli kökünden keseriz. Hatay'ı tartışmaya açmak cinayettir, ihanettir, rezalettir.” Bu süreçte Türkiye, cüretkâr düşmanın elini kolunu tamamen kırmalı; onu da destekçilerini de bir daha saldırıya cesaret edemeyecek, hamle yapamayacak hâle getirmelidir.
Değerli okurlar, son yıllarda ülkemiz çok zor dönemlerden geçmektedir. Düşman içeride ve dışarıda saldırılarına devam etmektedir. 27 Şubat Regaip Kandilinde yapılan alçak saldırı sonrası devletimiz Bahar Kalkanı Harekâtı’nı başlatmış ve düşmana demir yumruğu ile inmeye başlamıştır.  Bu vesile ile İdlib saldırısında şehit olan 34 Mehmet’imize Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifa, kederli ailelerine sabır diliyorum.